Mide fıtığı nedir ?

Yutma borusu göğüs kafesi içinde yutakdan aşağı doğru seyreden bir borudur ve bu boru göğüs boşluğu içindeki seyrini diafram dediğimiz bir kası delip karın içine geçerek mideyle birleşerek sonlandırır (Normal anatomi). Diafram ise göğüs boşluğu ve karın boşluğunu birbirinden ayıran, yekpare ve adeta bir cami kubbesi gibi son derece önemli görevleri bulunan bir kasdır. Diafram kasının sürekli ve ritmik kasılmaları sayesinde soluk alabiliriz. Gene bu diafram sayesinde karın içi ile göğüs boşluğu birbirinden ayrılmış olur ve karın içi pozitif basınç akciğerlere doğru yansımaz ve karın organları göğüs boşluğuna doğru geçemez. Bu sayede göğüs boşluğu içindeki akciğerlerimiz baskılanmamış olarak ve şişkin biçimde kalabilir. Çoğumuzun merak ettiği “hıçkırık” durumu da diaframın çeşitli nedenlerle uyarılması ve istemsiz-ani kasılmasının sonucunda oluşagelen bir durumdur. Normalde  diaframda iki tane büyük delik mevcuttur. Arkadaki diafram deliğinden  vücudumuzdaki en kalın atar damar olan “aort” geçer.  Bu deliklerden  önde olanından ise yutma borusu aşağıya doğru geçmektedir. Yutma borusunun geçtiği deliğin ki buna tıpta « hiatus » denilmektedir ; belli bir açıklıktan geniş olmaması lazımdır. Diafram kası liflerinin bu deliği ve dolayısı ile yutma borusunu sıkı sıkıya çevrelemeleri gerekir.

Prof. Yerdel Canlı Yayında Anlatıyor

İşte bazı insanlarda bu delik anormal biçimde genişler ve bu durumda  “hiatus” yetmezliği  ya da genişliğinden söz edilir. Bu genişleme aslında yaş ilerledikçe her kişide az da olsa görülür. Bu deliğin belli bir genişlikten daha da fazla olduğu durumlarda mide ile yutma borusunun bileşkesi ki bu aslında karın içindedir; yukarı doğru deliğin içinden kayabilir. Burada yukarı doğru kayma olayı çok önemlidir çünkü yukarısı aslında göğüs boşluğudur! İşte bu duruma halk arasında “mide fıtığı” denilmektedir . « Fıtık » aslında Arapça bir kelime olup “yırtık” demektir. Mide fıtığı durumunda bahsedilen yırtık gerçek bir yırtılma olmayıp; yutma borusunun diaframı delip geçtiği delikteki anormal bir genişleme olarak tanımlanabilir. Yani ekstra bir yırtılma  olmayıp sadece normalde de var olan bir deliğin iyice genişlemesi söz konusudur. Mide fıtıkları endoskopi ile kolayca saptanabilirler ve iki değişik tipi mevcuttur.

Kayma tipi mide fıtığı (sliding hernia):

Eğer yutma borusu en alt ucu ve mide bileşkesi birlikte yukarı doğru göğüs içine kaymış ise buna “kayma tipi” mide fıtığı (sliding hernia) denilir ve bu durum sıklıkla reflü hastalığı ile de ilişkilidir.

Kayma fıtığı endoskopik görüntüsü

Prof. Yerdel kayma fıtığı genişliğini işaret ediyor

Daha doğrusu reflü hastalarının yaklaşık yüzde 40’ ında kayma tipi mide fıtığı da bulunmaktadır. Kayma tipindeki mide fıtığı bulunan hastaların büyük bölümünde yutma borusu alt ucundaki daraltıcı mekanizma ki buna LES (alt yutma borusu büzücüsü) denildiğini önceden söylemiştik, bozulmuştur. Dahası büyük bir kayma fıtığı durumunda yukarıda bahsedilen HIS açısı da bozulabilmekte ve dar olması gereken açı geniş açı halini alabilmektedir. Sonuç olarak büyük kayma fıtıkları reflüye engel olan üç mekanik koruyucu mekanizmanın bir ya da birkaçını bozarak reflüye neden olabilmektedirler.

Doğal anti-reflü yapılanma ve
normal mide anatomisi

Bozulmuş anti-reflü yapılanma ve reflü hastalığı anatomisi

Paraösefagal mide fıtığı:

İkinci tip mide fıtıkları ise “paraösefagal”  fıtıklardır. Bir de hem kayma ve hem de paraösefagal tipin birlikte gözlendiği “mixed tip” mide fıtıkları vardır.  Paraösefagal fıtıklarda mide-yutma borusu bileşkesi yerinde yani karın içinde durmaktadır ve bu bileşke yukarı kaymaz. Ancak diaframdaki genişlemiş delikten midenin “fundus” dediğimiz adeta kubbesi göğüs boşluğu içine fıtıklaşmıştır. Bu fıtıklar tedavi edilmediklerinde tüm midenin göğüs boşluğu içine kaçmasına varana dek ilerleyebilmektedirler. Kayma tipi mide fıtıklarına oranla çok daha nadir gözlenen paraösefagal fıtıklar hasta için hayati risk oluştururlar ve bunlarda hastanın yaşı kaç olursa olsun mutlak ameliyat gerekliliği vardır (Bakınız: Paraösefagal/Dev mide fıtıkları)

Mide fıtıklarının sıklığı nedir ve kimlerde daha sık görülür ?

Çoğu ufak mide fıtıkları herhangi bir şikayete yol açmadıkları için saptanamamaktadırlar. Bu nedenle gerçek sıklığı tam bilememekteyiz. Ancak genelde kayma tipinde olanlar “paraösefagal” olanlardan yaklaşık 7 kez daha sık gözlenmektedir. Altmış yaşını geçmiş kişilerin % 50 ‘sinden çoğunda kayma tipi mide fıtığının bulunduğunu söylemek bu durumun nedenli sık olduğuna iyi bir örnek olacaktır. Paraösefagal olan tip kadınlarda erkeklere oranla 4 misli fazla gözlenmektedir ve daha ziyade ellili hatta atmışlı yaşların hastalığıdır. Kayma fıtığı ise nisbeten reflü hastalığının da en çok gözlendiği 40 lı yaşlardan sonra sıklaşmaktadır. Bazen çok gençlerde de rastladığımızı söylemek yerinde olacaktır.

Mide fıtığı neden olur?

Bazı nadir doğumsal mide fıtıklarını bir kenara bırakırsak, karın içi basıncının sürekli etkisi altında kalan diafram deliğini oluşturan kas ve kirişimsi yapıların zaman içinde güçlerini kaybetmeleri ve gevşek hal almaları en önemli nedendir. Bazen de genetik etkenlerin  rol oynadığını da bilmekteyiz. Karın içi basıncını arttıran tüm durumlar da riski arttırabilir. Bunun en güzel örnekleri; sürekli kabız olmak, ileri şişmanlık ve çok sayıda hamileliktir.

Mide fıtıkları ne tip belirtilere yol açabiliyorlar ?

Öncelikle vurgulanması gereken ; daha nadir de gözlense, paraösefagal mide fıtıklarının hayatı tehdit edebilen çok ciddi problemlere yol açabildiklerinin bilinmesidir. Bunlarda da  reflü hastalığı nadiren gözlenebilir ancak reflü sıklığı kayma tipindeki mide fıtığında çok daha fazladır. Paraösefagal fıtıklarda ; yutma güçlüğü, yemek yedikten sonra ciddi bir dolgunluk hissi ön plandadır. Hastaların üçte birinde ise mide kanaması sonucu  ağızdan kahve telvesi gibi kan gelmesine yol açabilir paraösefagal tipteki mide fıtıkları. Hatta bazen “anemi” dediğimiz  “kansızlık “ durumunun araştırılması esnasında bile karşımıza çıkabilir bu tip fıtıklar. Bunun nedeni fıtıklaşmış mide duvarının diaframa yaslanmış kısmında oluşan bir ülserden sürekli ve az az kanama olmasıdır. Gene birçok solunum problemine yol açabilir bu fıtıklar. Dolayısı ile  çok nadir olan paraösefagal fıtıklar tanı konulduğunda ve hasta ileri yaşta olsa bile mutlaka ameliyat edilmelidirler. Bunları da  olguların çoğunda “laparoskopik” olarak yani karnı kesmeden ameliyat edebilmek mümkündür . Kayma tipi mide fıtıkları ise sıklıkla hiçbir belirti vermezler. Belirti verdiklerinde ise reflü şikayetlerine yol açarlar.

Hastalarımız Canlı Yayında Anlatıyor

Mide fıtıklarının tedavisine cerrahi diyebilir miyiz ?

Bu sorunun cevabı hem  evet ve hem de hayırdır. Çünkü hiçbir sıkıntıya yol açmayan tesadüfen farkedilmiş bir kayma fıtığına hiçbirşey yapmak gerekmez. Bunun aksine ; ciddi sıkıntı ( ki bu en çok reflü hastalığı şeklinde ortaya çıkmaktadır) , oluşturan kayma  fıtıklarında hem fıtığı laparoskopik olarak ortadan kaldırmak ve hem de “hokka” mekanizması yaparak kişinin hem fıtığını ve hem de şikayetlerini ortadan kaldırmak en kesin çözüm olmaktadır. Paraösefagal fıtıklarda ise ameliyat kararını almamız çok daha çabuk olmaktadır. Ciddi cerrahi risk taşımayan herhangi bir kişide yaşı kaç olursa olsun paraösefagal fıtık varsa derhal cerrahi önerilmelidir.