Uzun süreli reflü hastalığının yol açabileceği ciddi sorunlar var mı ?

Nadiren de olsa evet, çok ciddi problemler var !

Yutma borusunda fonksiyon kaybı:

Yutma borusu, içine kaçmakta olan asidin oluşturduğu sürekli tahribat sonucunda fonksiyon kaybına uğrayabilir. Örneğin yutma borusunda hareketlilik ve dolayısı ile itici  güç azalması söz konusu olabilir ve bu da yutma güçlüğüne yol açabilir. Yutma borusu normal şartlarda kurşun bir boru gibi değildir ve yutma işlemi de tamamen pasif bir hareket olmayıp salt yer çekimi etkisi ile gerçekleşmez. Yutma borusunun kendine ait bir dizi hareketlilik özelliği vardır ve bu sayede bizler yatar pozisyonda bile, yutma borusunun tıpta « peristaltizm » denilen yılankavi hareketliliği sayesinde lokmaları yutabiliriz. Uzun süreli reflü, kronik yaralanma süreci neticesinde yutma borusunun hareket özelliğinde ciddi azalmaya yol açarak, özellikle katı gıdalara karşı yutma güçlüğüne yol açabilir. Hastalar yutma güçlüğünü yutma borusunun alt ucunda ve özellikle katı gıdalara karşı algılayıp şikayetçi olurlar. Peristaltizm bozukluğu sonucu gelişen ve aslında organik darlığa bağlı olmayan bu tip fonksiyonel yutma güçlükleri anti-reflü ameliyatlar sonrasında yutma borusu hareketlilik problemi düzeldiğinde genellikle kendiliğinden geçer.

Yutma borusu alt ucunda iyi huylu darlık gelişmesi:

Daha ileri olgularda ise ; yaralanma/iyileşme/yaralanma kısır döngüsünün ardından « skar » yani nedbe dokusu gelişerek  yutma borusu kısalabilir ve hatta alt ucunda darlık gelişip  kişi katı gıdaları tamamen yutamaz hale gelebilir. Bu durumlar artık standart laparoskopik anti-reflü ameliyatlarının uygulanamayacağı çok geç komplikasyonlardır.

Merkezimizin yaklaşımı:
Yutma güçlüğü probleminin organik darlığa bağlı olarak oluştuğu hastalarımıza radyoloji ünitemizde önce balon dilatasyon yapmaktayız ve bunun 1 ya da 2 gün ardından anti-reflü cerrahi uygulamaktayız. Balon dilatasyon darlığın genişletilmesi amacı ile kısmi ve yüzeyel bir genel anestezi altında, yani adeta bir endoskopi işlemi gibi uygulanmaktadır ve hastanın 2-3 saat hastanede kalmasını gerektirir. Aynı hasta ertesi gün ya da iki gün sonra tekrar yatırılarak anti-reflü cerrahisi uygulanır. Dilatasyon ve ameliyat işlemlerinin arasına fazla süre konulmamasının nedeni bu aralıkta artarak oluşacak reflüye ve dolayısı ile tekrar darlık oluşmasına mani olmaktır.

İyi huylu yutma borusu darlığı

Ünitemizde darlığın balonla genişletilmesi

Barrett ve yutma borusu alt uç kanseri:

En korkulan komplikasyon ise ;  sürekli tahriş altında kalan yutma borusu alt ucunda kanser gelişimidir. Bu gerçek bir risktir ve kontrolsüz sürekli reflü uzun dönemde ve eğer öncelikle Barrett denilen özel bir yara da gelişmiş ise kanser riskini hatırı sayılır oranda yükseltir. Böyle bir riskden söz ederken ; milyonlarca kişide bulunan bir hastalık olan reflü ile ilgili olarak aşırı bir korku da yaratmamak gerekmektedir. Şunu  vurgulamak gerekir ki ; her reflü hastası tabi ki kanser olmamaktadır. Yani ortadaki ilişki sigara içmek ile akciğer, mesane ya da pankreas kanseri gelişimi arasındaki gibidir. Sigaranın  bu kanserlere yakalanma riskini arttırdığı kesin olmakla birlikte her sigara içen tabiki kansere yakalanmamaktadır. Öte yandan akciğer kanseri gelişen ve yıllarca tütün kullanmış kişiler ; sigara kesin ve net bir risk faktörü olduğundan A.B.D. de sigara şirketlerini dava ettiklerinde milyonlarca dolar tazminat alabilmektedirler. Ya da her nekadar ultraviyole ışınlarına uzun süre maruz kalmak ve  cilt kanseri arasında da kanıtlanmış bir ilişki olsa da hayatı boyunca güneşlenen kişilerin çok çok az bir bölümünde cilt kanseri gelişmektedir. Dolayısı ile kanser gelişimi aslında  multi-faktöryel yani çok nedene bağımlı bir süreçtir.

barrett: neden korkuyoruz?

prof yerdel “barrett” den bahsediyor. reflü hastalığı , barrett ve yutma borusu alt uç kanseri ilşkisini anlatıyor.

Uzun süreli reflüsü bulunan bir hastada yutma borusu alt ucunda “Barrett” diye adlandırılan özel bir yara gelişmiş ise Barrett’nin evresine göre  bu durum kanser habercisi bir durum sayılabilir. Artık çok iyi biliyoruz ki;  hangi nedenden olursa olsun mide kapsamının yukarıya yutma borusunun içine doğru fazla miktarda kaçması ve bu durumun uzun sürdüğü olguların % 5 – 10’a yakınında Barrett dediğimiz özel yara gelişebilmektedir. Barrett denilen doku farklılaşması yutma borusu alt ucundaki hücrelerin mide/barsak tipi hücrelere dönüşümü demektir ve bu aslında sürekli tahriş olmaya karşı bir savunma mekanizmasıdır.Tıpta bu hücre farklılaşmasına “intestinal metaplazi” denilmektedir. Bu durum ilk olarak Norman Barrett isimli bir İngiliz cerrah tarafından 1950 yılında tanımlandığı için onun adı ile anılmaktadır. Barrett her tedavi edilmemiş reflü hastasında oluşagelebilir ancak sigara içiyor olmak, ileri yaş, şişmanlık, beyaz ırka mensup olmak, birinci derece akrabada Barrett veya yutma borusu alt ucu kanseri hikayesi olmak, çok eski reflü hastası  ve erkek olmak Barrett olasılığını arttıran durumlardır.

Barrett genellikle 40 yaş civarı ortaya çıkmaktadır ve dolayısı ile daha gençlerde saptanırsa tedavisi daha ivedidir.

Barrett erkeklerde kadınlara oranla 2 misli fazla görünür.

BİR  REFLÜ HASTASINDA ALARM BULGULARI !

  • Yutkunma güçlüğü
  • Ağrılı yutkunma
  • Kusma
  • Kanama (ağızdan kahve telvesi ya da kırmızı veya makattan katran gibi aşikar kanama)
  • Demir eksikliği anemisi gelişmesi (sürekli ve az az kanamaya bağlı)
  • Erken doyma
  • Kilo kaybı