Ayırıcı tanı

by

Reflü tedavisinde ayırıcı tanının önemi

Tüm nüfusun % 10’ u yaşamlarının bir aşamasında mide ya da onikiparmak barsağı ülseri olmaktadır. Ayrıca tıpta non-ülserojen dispepsi ya da fonksiyonel mide hastalığı olarak bilinen ve ülser ya da ciddi gastrit olmaksızın kişinin mide şikayetlerinin bulunması durumu son derece sık bir durumdur. Mide iç yüzeyini örten dokunun yüzeysel tahribatı olarak adlandırılabilecek gastrit durumu da son derece yaygındır. Bu rahatsızlıklarda temel şikayet mide kazınması , yanması ya da ağrısıdır ve reflü şikayetlerine çok benzemeseler de aynı hastada birlikte bulunabilmektedirler. Ülser ve gastrit tedavisi ise reflü tedavisinden farklı olduğundan tüm bu durumların ayırıcı tanısının ve gerektiğince tedavilerinin yapılması son derece önemlidir.

İleri yaştaki bir hastada ise yeni başlamış her türlü mide şikayetleri aksi ispat edilene dek kanser gibi değerlendirilmeli ve mutlaka ilk aşamada kanser olmadığı net biçimde ortaya konulmalıdır. Bu durumda da endoskopi  son derece yarar sağlamaktadır.

Gene tüm nüfusun yaklaşık % 10’ u yaşamlarının bir aşamasında safra kesesi taşına sahip olmaktadır. Reflü hastalığının sıklığı da göz önünde bulundurulduğunda aynı hastada hem safra kesesinde taş ve hem de ciddi reflü olması beklenen bir durumdur. Dolayısı ile özellikle ameliyat endikasyonu bulunan bir reflü hastasında ultrasonografi ile safra kesesine de bakmak mutlaka gerekmektedir. Bazen de ultrason sayesinde önceden hiç belirti vermemiş safra kesesi polipleri ya da karaciğere ait iyi ya da kötü huylu yandaş problemler ortaya konulabilmektedir.

safrakesesi taşları prof yerdel tv8

safra kesesi taşları ve tedavisi canlı yayında prof yerdel tarafından yorumlanıyor.

mide ne işe yarar ? ülser, gastrit, reflü

mide ne işe yarar ? neden gastrit ya da ülser oluruz ? reflü nedir ?

reflü hastalığı nedir ? kalp krizini taklit edebilir mi ?

prof yerdel canlı yayında reflü hastalığını anlatıyor. kimi zaman kalp krizini taklit edebileceğine değiniyor.

hastamız ahu yağtuğ reflü hastalığı ile ilgili deneyimini aktarıyor

sn ahu yağtuğ erken evre reflüsü bulunan ve bu sorunuyla ilaç ve diyet yolu ile mücadele etmekte olan biri. her reflüsü bulunanın mutlak surette ameliyat olması gerekmediğinin ve bazı önlem ve diyet uygulamaları ve hergün ilaç kullanarak da rahat yaşanabileceğinin en “güzel” örneklerinden.

İleri yaştaki bir hastada ani başlayan göğüs ağrısı durumu sıklıkla hastayı acaba kalp krizi mi geçiriyorum diye çok da haklı olarak bir acil servis arayışına sokmaktadır. Önceden reflüsü olduğu bilinmeyen birinde yeni oluşmuş bir reflü atağı aynen bir kalp krizini taklit edebilir. Bu benzerlik öylesine olabilir ki hasta sol koluna, boynuna doğru bile ağrı hissedebilir. Böyle bir durumda kalp krizinin ayırıcı tanısının doğru yapılması tabiki hayati önem taşır.

Ayırıcı tanı hakkında Prof. Dr. Mehmet Ali Yerdel’in gerçekleştirdiği röportajlar için tıklayın.

Karın ultrasonu

by

Karın ultrasonu nedir?

Tamamen non-invaziv yani hastayı hiç hırpalamadan batın içi organlar hakkında fikir veren bir yöntem olduğundan tüm anti-reflü girişim hastalarına ameliyat öncesinde uyguladığımız bir tetkikdir. Bu sayede yandaş safra  kesesi problemleri, bazı tümör ya da benzeri oluşumlar ve üst batın organlarına ait bazı hastalıklar erkenden tanınabilir.

Safra Kesesi Hastalıkları ile İlgili Soru-Cevaplar

Merkezimizde yapmış olduğumuz ilk 1000 anti-reflü girişim öncesinde 66 hastada ek safra kesesi patolojisi bu yöntemle saptanmış ve eş zamanlı olarak bu olgulara aynı anda kolesistektomi (safra kesesinin çıkarılması) ameliyatı uygulanmıştır. Reflü ve safra kesesi ameliyatının birlikte ve hiçbir risk artışına neden olmadan uygulanabilirliğini net biçimde ortaya koyan serimiz konuyla ilgili dünyadaki en geniş seri olup, A.B.D. ‘ de yayınlanmıştır.

Reflü hakkında genel bilgiler

by
  • Gastroösefagal reflü hastalığı ya da halk arasındaki yaygın söylenme şekliyle “reflü” ‘nüz mü var ?

  • Reflünüz olduğunu mu düşünmektesiniz ?

  • Bazı doktorlar sizde reflü olduğunu mu söyledi ?

  • Arkadaşınız bence sende reflü var mı diyor ?

  • Reflü ameliyatı mı önerildi ?

O halde doğru yerdesiniz !

Bu sitede reflü hastalığının tam olarak ne olduğu, ne tip şikayetlere yol açtığı ve tanı ve tedavisine ilişkin her türlü detaylı bilgiye ulaşabileceksiniz.

Kendini 10 yılı aşkın süredir reflü hastalığının tanı ve tedavisine adamış Prof. Dr. Mehmet Ali Yerdel tarafından yapılandırılmış olan sitemiz, yeni merkezimizle birlikte hizmete açılmıştır.

Prof. Yerdel Canlı Yayında Anlatıyor

Reflü nedir, neden olur, belirtileri, tanısı

prof yerdel sn gülin yıldırımkaya ile canlı yayında reflü hastalığını konuşuyor. reflü nedir? neden çok konuşuluyor ? neden olur? risk faktörleri var mı? ne tip şikayetlere yol açar? tanısı nasıl konulur?

Reflü tanısı ve tedavisi Prof. Yerdel Sn. Gülin Yıldırımkaya’nın konuğu

prof yerdel sn gülin yıldırımkaya ile canlı yayında reflü hastalığı tanı ve tedavisini konuşuyor. PHmetre nedir, nasıl yapılır, ne zaman gerekir ? reflü tanısı %100 doğrulukla nasıl konulur ?

Reflü tedavisi, gastrit, ülser; Prof. Yerdel Sn. Gülin Yıldırımkaya’nın konuğu

prof yerdel sn gülin yıldırımkaya’nın canlı yayın konuğu. reflü hastalığının tedavi yöntemlerinden ve hangi hastalarda cerrahi tedavinin ön planda düşünülmesi gerektiğinden bahsediyor. ayrıca gastrit, ülser ve helikobakter konularına değiniyor.

Reflü hastasına genel yaklaşım Prof. Yerdel – tv8

reflü hastası ya da reflüsü olduğunu düşünen biri merkezimize ulaştığında nasıl bir yaklaşımda bulunduğumuzu prof yerdel canlı yayında anlatıyor. herşeyden önce ilk olarak tanının doğruluğunun mutlak teyid edildiğinden ve tanının öneminden bahsediyor. tedavi alternatiflerine kısaca değiniliyor.

Öncelikle:

  • Reflü’nün korkulacak bir hastalık olmadığını
  • Kesin tanısının son derece net ve akademik kriterlerle % 100’e varan oranda konulabildiğini
  • Kesin ve kalıcı tedavisinin mümkün olduğunu

belirtmek yerinde olacaktır.

 

www.reflu.net de “surf” etmeye başlamazdan önce Prof. Yerdel’in aşşağıdaki notlarını okumanız şiddetle önerilir

Reflü tanısının doğruluğunun önemi:

Bize reflüsü olduğu söylenmiş ya da reflüsü olduğunu sanarak başvuran hastaların yaklaşık yarısında reflünün “r” sinin bile olmadığını ortaya koymakta ya da kanıtlamaktayız. Tanı laboratuarımızın en çarpıcı görevlerinden biri budur.

Dolayısı ile aslında birçok reflüsü olduğunu sanan kişinin reflüsü yok ve bunların önemli bir bölümü boşu boşuna ilaç kullanmakta ya da gereksiz yere diyet yapmakta. Nadiren de olsa aslında reflüsü olmayan bu tip hastaların reflüleri geçsin diye ameliyat edildiğine bile rastladığımız oluyor. Sonuç tabiki son derece olumsuz oluyor.

Merkezimizin en önemli özelliklerinin başında reflü tanısının % 100 akademik kriterlerle konulması geliyor. Bunun için; ilk olarak sabırla hastalarımızı dinlemekteyiz. Reflü tanısını koyarken hastanın şikayetlerini ayrıntılı biçimde dinlemek ve asit baskılayıcı tedavilere alınan yanıtı çok iyi bilmek gerekiyor.

Tipik reflü hastasında ön-orta göğüs kemiğinin arkasında yanma hissi olur ve bazı hastalar bu durumu “ağzıma acı su geliyor” olarak tanımlar. Bu hastalar asit baskılayıcı ilaçları düzgün biçimde hergün kullandıklarında şikayetlerin neredeyse tamamen ortadan kalktığını, ilaçları keser kesmez ise şikayetlerin aynen geri geldiğini söylerler. Dolayısı ile benim reflüm var ama hiçbir ilaç hiçbir zaman şikayetlerime fayda etmedi diyen birinin reflüsü olması ihtimali son derece düşük.

Şikayetleri detaylı biçimde alındıktan sonra reflüsü olabileceğini düşündüğümüz bir kişide ise doğru tanının mutlak surette akademik kriterlere bağlanması şart.

Bunun için ilk test endoskopi (gastroskopi) yani yutma borusu ve midenin direk olarak görülüp incelenmesi. Tipik reflü şikayetleri olan birinde endoskopide eğer yutma borusu alt ucunda “ösefajit” olarak bilinen çizgisel yırtık ya da yara görüntüleniyorsa tanı % 100 doğru konulmuş oluyor. Nevar ki her reflü hastasında yutma borusu alt ucunda yara yani “ösefajit” olmayabiliyor. Yani salt endoskopi ile % 100 kesin tanı olguların yaklaşık % 60’ında konulabiliyor. Bu olgulara “eroziv” yani erozyon, hasar oluşturmuş reflü hastalığı diyoruz. Endoskopide net tanı alamayan yani yutma borusu alt ucunda herhangi bir yara görmediğimiz ancak halen reflüden şüphelendiğimiz olgularda ise tanıyı kesinleştirmek için devreye bir başka teknoloji giriyor. Buna PH metre denilmekte ve bu yöntem sayesinde yutma borusu alt ucuna doğru hastalık oluşturacak düzeyde asit kaçıp kaçmadığını matematiksel olarak ölçebiliyoruz.  Sonuç olarak; reflü hastalığının doğru tanısını öncelikle ilgili kişiyi dikkatle dinleyerek ve sonrasında endoskopi ve bu da yeterli olmuyorsa PH metre yaparak % 100 tanısal doğrulukla hem de bir gün içinde koyabilmekteyiz.

 

Tanısı kesinleşmiş reflü hastasına yaklaşımımız:

Öncelikle dürüst davranmak en önde gelen özelliğimiz.  Temel yaklaşımımız hastayı reflüsü ile barıştırmak yönünde. Gerçek anlamda reflüsü olan birinin önünde aslında iki seçenek var: Ya ömür boyu ilaç alıp, diyet yapmak ve sosyal yaşamına ait önlemler almak, ya da kesin ve net çözüm arayan biri ise ve yaklaşık 30 – 40 dakikalık bir anestezi almasında sakınca yoksa laparoskopik anti-reflü girişim uygulanması.

Netice itibarı ile yaşamı tehdit eden bir rahatsızlık olmadığı için tüm reflü hastalarının illa da ameliyat olmaları gerekmiyor. Yani hayat kurtarıcı bir ameliyat değil reflü ameliyatı ve aslında yaşam kalitesini arttırmaya yönelik bir girişim.  Dolayısı ile bir “reflü merkezi” olarak; % 100 doğru tanıyı koymuş olduğumuz bir kişi ile karşı karşıya oturduğumuzda öncelikle dürüst biçimde iki tedavi seçeneğini de hastalarımıza sunmaktayız. Reflü hastalarının büyük bölümü ilaç/diyet/önlem üçlemesi ile mi yoksa cerrahi ile mi tedavi olacaklarının kararını aslında tamamen kendileri vermeliler. Diğer bir deyişle tedavi seçeneğini hastanın kendisi belirlemeli ! Tüm reflü hastalarının yaklaşık % 10-15 ‘lik bir kısmında değişik nedenlerden ameliyatın tarafımızca kısmen de olsa “empoze” edildiği oluyor ama genel anlamda ilaç mı , cerrahi mi seçeneği hastaya bırakılmakta.

Önemli olan eğer hasta tam anlamı ile reflüsünü geride bırakmak istiyor yani laparoskopik anti-reflü girişimi tercih ediyorsa bu seçeneği en mükemmel biçimde sunabilmek. Bu da zaten uzmanlık alanımız ve 1500 olguya yakın bir deneyimimiz mevcut. Reflü cerrahisinde deneyimin, risk ve muhtemel yan etkilerin sıfıra yakın olması bağlamında önemi son derece büyük. Yukarıda da bahsetmiş olduğum gibi aslen yaşam kalitesini arttırmaya yönelik bir girişim olduğundan; anti-reflü operasyon sıfıra yakın bir risk ve ihmal edilebilecek düzeyde yan etkiyle yapılabilmeli. Bunun da ancak ve ancak deneyimle mümkün olduğu artık bir “text book” yani ders kitabı bilgisi. Hem gastroentrologların ve hem cerrahların “text book” larında yer alan bir bilgiden söz ediyoruz.

İşte bu konuda özellikle ülkemizde büyük bir sıkıntı var. Çünkü:

  1. Anti-reflü cerrahisi uygulamaya yetkin ve lisanslı olmayan dahiliye hekimleri reflü hastalığında ilaç ve diyet seçeneğinin aslında tedavi edici olmadığını, sadece şikayetleri engellediğini ve ömür boyu uygulanmaları gerektiğini hastalara söylemeyebiliyorlar.
  2. Ayrıca uzun süreli asit baskılayıcı tedavivinin bilimsel olarak kanıtlanmış yan etkilerinin olabildiğinden de hastalara bahsedilmeyebiliyor.
  3. Dahası reflünün tek net ve kalıcı tedavisinin laparoskopik anti-reflü girişim olduğu da hastalara söylenmeyebiliyor.
  4. Daha da önemlisi; büyük bölümü terk edilmiş olan ve bilimsel olarak hiçbir yararı olduğu da kanıtlanmamış  ve aslında tamamen deneysel nitelikteki birtakım endoskopik yöntemlerin hastalara halen teklif edilmesi ve hatta uygulanması da bize ciddi üzüntü vermekte.
  5. Biraz da çuvaldızı kendimize yani cerrahlara batırırsak bu konuda da birtakım ciddi problemlerin yaşanabildiğine şahit olmaktayız. Reflü tanısını kesin almamış bazı hastaların kimi zaman ticari , kimi zamansa bilimsel olgunluğa ulaşmamış cerrahların “ego” problemi nedeniyle ameliyat edildikleri malesef bir gerçek. Gerçek anlamda reflü cerrahisi deneyimi de çoğunlukla olmuyor bu cerrahların. Bu tarz yaklaşımlar son derece kötü sonuçlar ve ciddi hasta memnuniyetsizliği ile sonuçlanıyor ve reflü cerrahisinin prestijine çok ciddi darbe vuruyor.

Reflüsü olanlara öneriler:

Reflü hastalarının herşeyden önce gerek cerrahi ve gerekse ilaç/diyet/önlem’le de olsa tamamen rahata kavuşmalarının mümkün olduğunu bilmeleri gerekir. Zamanımızda  kesin tanı konulması son derece kolay. Mutlaka bu konuda uzman ve deneyimli hekimlere başvurmaları lazım. Tanı çok önemli çünkü işin sonunda ya ömür boyu ilaç almak ya da ameliyat olmak var.

Ameliyat olacak hastaların da bu en net çözümü uygulatacakları cerrahi ekibin deneyimini mutlaka sorgulamalarını öneririm. Arada bir bu ameliyatı yapan ve ciddi deneyimi olmayan cerrahlar hem hastalar ve hem de reflü cerrahisinin başarı ve prestiji açısından ciddi tehlike arz ediyorlar. Bazen cerrahi ego, bazense ticari yaklaşımlar yanlış kişilerin yanlış cerrahlar tarafından ameliyat edilmesiyle sonuçlanabiliyor. Netice itibarı ile temel anlamda fonksiyonel bir sonuç yani “hastanın ağzına acı su gelmemesi”  ve daha konforlu yaşamak için yapılan bir girişim olduğundan ciddi komplikasyon ya da açık ameliyata dönme gibi risklerin “sıfır” ya da “sıfır” ‘ a yakın olması gerekir. Öte yandan da uzun dönem başarının yani reflüsüzlüğün de  sağlanabilmesi şart. Terazinin bu iki kefesindeki denge yani minimal risk ve yüksek oranda başarı ancak ve ancak deneyimli ellerde mümkün. Bu son söylediğim cümle bir “ders kitabı” bilgisi aslında. Kendi deneyimimizi gözden geçirdiğimizde bile ilk 500 olgumuzda elde edilen sonuçlar ile ikinci 500 olgumuzu karşılaştırdığımızda arada deneyimli dönem lehine ciddi fark olduğunu görüyoruz. Özellikle yan etkiler çok azaldı ve ameliyat süremiz neredeyse 20 dakikaya düştü. Yani 500. olgudan sonra bile öğrendiklerimiz oldu. Bu bağlamda deneyimin önemini azımsamam olanaksız.

Sitemizde elimizden geldiğince basit bir anlatımla reflü hastalığının tanı ve tedavisi ile ilgili olarak tüm detayları bilgileri A dan Z’ye vermeye çalıştık. Ayrıca yukarıda maddeler halinde özetlediğim problemlere de yeri geldiğinde değindik. Şimdiden iyi “surf” ‘ler diliyoruz.

 

Yutma borusu sineradyografisi

by

Yutma borusu sineradyografisi nedir?

Bu tetkik hastanın ağızdan bir „kontrast“ maddeyi yutarken bunu X-ray makinası ile izleme (sineradyografi) ve basit bir filim çekme esasına dayanan bir yöntemdir ve hasta için son derece kolay olup bir iki dakikalık bir işlemdir. Anti-reflü ameliyatı adayı olan tüm hastalarda mutlak surette uygulanması gereklidir. Akalazya gibi bazı özel hastalıkların tanısı ve en önemlisi yutma borusunun kısalığı bu yöntemle kesin ve net olarak anlaşılmaktadır. Bazı eski ve tedavi edilmemiş reflü olgularında sürekli tahriş sonucu yutma borusu kısalmış ise laparoskopik (karnı kesmeden ) ameliyat şansı kalmayabilmektedir. Bu durumun ameliyat öncesinde mutlaka tesbit edilmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak, tüm ileri testlerin tamamının yapıldığı laboratuarımızda hastaların yutma borusuna ait tüm detay bilgileri elde etmekteyiz. Ameliyat öncesi bu testler mutlak gereklidir ve ameliyatın başarısını garanti altına alırlar. Kimi zaman da hastanın ameliyat şansı bulunmadığı gerçeği de bu testler ile ortaya çıkarılmakta ve gereksiz ameliyatlar önlenebilmektedir . Bazı özel kriterler kullanarak yapılacak cerrahi girişim şekli bile ancak bu testlerden sonra ortaya çıkabilmektedir.

Empedans ölçümü

by

 

Empedans Ölçümü Nedir?

Merkezimizde de yapılmakta olan empedans ölçümü reflü tanısında ortaya çıkmış en yeni yöntemdir. Empedans ölçümleri her reflü hastasında tanıyı doğrulamak için gerekmemektedir ancak bazı “atipik” reflü durumlarının ortaya konulmasında son derece yararlı olmaktadır. Bu yöntemde amaç gene PH metre yöntemindeki gibi hastanın burnundan yutturulan bir özel kateter yardımı ile “non-asit” reflüyü yani asit olmayan sıvı kaçaklarının bulunup bulunmadığını anlayabilmektir. Metodun çalışma prensibi; yutma borusuna herhangi bir içerik (hava ya da sıvı)  kaçması olup olmadığını ve bunun hava mı yoksa sıvı mı olduğunu ortaya koyabilmesidir. Bu ölçümleri; hava ve sıvının elektrik enerjisine karşı farklı geçirgenlik ya da direnç (empedans) göstermesi sayesinde yapabilen bu yöntem “bilitec” teknolojisinin yerini alacak gibi gözükmektedir. Reflü tanısı konulmakta zorlanılan sınırlı bir gurup hastada çok işe yarayacağı düşünülmektedir. Bu hasta gurubu özellikle mide içine onikiparmak barsağından alkalen özellikteki safranın da kaçmakta olduğu ve dolayısı ile yutma borusu içine kaçan içeriğin aslında asit olmadığı “non-asit” reflü’ lü hastalardır. PH metrenin sıklıkla yanıltıcı olabildiği bu özel hasta gurubunda doğru tanıya olanak tanıyabilecek empedans ölçümleri, reflü hastalığının tanı ve tedavisinde (en azından bir alt hasta gurubu için) katkısı olabilecek gibi gözükmektedir. Halen rutin olarak kullanılmadığını söylemekte de yarar vardır.

Manometre

by

Manometre nedir?

Manometre  yutma borusu içinden basınç ölçümleri yapmamızı sağlayan bir sistemdir. Normal şartlarda herhangi bir lokmanın ağızdan yutma borusuna aktarıldıktan sonra aşağıya doğru seyri sadece yer çekimi etkisi ile oluşan pasif bir yolculuk değidir ve yutma borusunun „peristaltizm“ denilen yılankavi hareketliliği bu lokmanın aşağı doğru sıvanıp itilmesini sağlayan en önemli itici güçtür . Gene hergün ve her insanda oluşagelen çok az miktardaki reflü de yutma borusunun bu hareketlilik özelliği ile ve tükürüğümüzün sık sık yutulması sayesinde bir problem yaratmamaktadır. Çünkü yukarı kaçan çok az miktardaki mide içeriği tükürüğümüzü yutarak ham tamponlanmakta ve hem de derhal aşağı mideye geri itilebilmekte ve bu sayede kişi tarafından hiçbir şikayet algılanmamaktadır. Yutma borusuna ait bir diğer dinamik özellik ise yutma borusu en alt ucundaki „LES“ diye bilinen (alt yutma borusu büzücüsü) yüksek basınçlı bölgedir. LES aslında farklı bir kas yapılanmasıdır ve reflü’ ye karşı en önemli koruyucu mekanizmalardan biridir. Yemek yerken açılan ve ara dönemlerde kapalı duran bir mekanizma yaratır LES. Manometre sayesinde; yutma borusu içindeki basınçlar ölçülerek bu organın hareket sistemine  ait bir dizi bilgi edinmek mümkündür. Yutma borusunun gerek itici gücü ve gerekse LES denilen bölgenin fonksiyonu manometre sayesinde ölçülebilir.   “Akalazya” , “yaygın yutma borusu spazmı”, „fındıkkıran yutma borusu“ gibi bazı özel hastalıkların tanısını koymada manometre paha biçilmez yarar sağlar ve bu sayede gereksiz hatta kötü sonuç verebilecek reflü ameliyatları engellenmiş olur. Gene „skleroderma“ gibi sanki reflü hastalığı benzeri belirtilere yol açan ancak tedavisinin tamamen farklı olduğu ve standart anti-reflü ameliyatlardan zarar görebilecek hastalıkların da kesin tanısında manometre kaçınılmaz bir gerekliliktir. Bazı hastalarda da çok uzun sürmüş reflü sonucunda yutma borusunun kısmi hareketsizliği söz konusu olabilir ve bunun manometre ile saptanması sayesinde yapacağımız ameliyatın teknik detayları değişebilir. Diğer tetkikler ve hastanın kliniği sonucunda anti-reflü ameliyata karar verilen  HERKESE ve MUTLAKA manometre yapmak gerekir.

akalazya neden olur ? tanıda ilk test ne ?

prof yerdel akalazyanın tam nedeninin bilinmediğine ve her yaş gurubunda ortaya çıkabildiğine değiniyor. tanısında endoskopi, yutma borusu filmi ve manometre sayesinde hiçbir problem bulunmadığını anlatıyor.

akalazya nasıl bir hastalık ? reflüden farkı ne ?

prof yerdel akalazya hastalığının nasıl bir hastalık olduğunu değerlendiriyor. aynı bölgenin hastalığı olan reflüden farkını izah ediyor. akalazya ve reflü hastalığındaki birbirinden tamamen farklı temel anatomik bozuklukları anlatıyor. akalazya ve reflü hastalığındaki şikayetleri anlatıyor.

akalazya ameliyatı sonrası

sn fatih beceren akalazya ameliyatından sonra canlı yayında

akalazya hastası özgen bey / akalazya tanısı

bir akalazya hastası olan sn özgen tezcan şikayetlerini anlatıyor. tedavi öncesi dönemde nasıl belirtiler olduğunu aktarıyor. prof yerdel akalazya tanısının nasıl konulduğunu anlatıyor.

Manometre nasıl yapılır?

Manometre hasta uyutulmadan 10 dakika sürede gerçekleştirilen bir işlemdir.  Burun ve geniz lokal anestezi ile uyuşturulduktan sonra, burun deliğinden itilen ince bir tüp yutma borusu içine yerleştirilerek ve hastadan yudum yudum su içmesi istenerek yapılan bir ölçümdür. Bu tüpdeki ince delikler aracılığı ile yutma borusunun değişik bölgelerinden basınçlar bir „transducer“ sistemi ile elektronik olarak kaydedilir ve sonuç olarak özel bir „software“ aracılığı ile detaylı bir rapor elde edilir.

Klasik su sistemi ile çalışan manometre cihazları da “solid state manometry” ve daha yeni olarak da “high definition” sistemlerin devreye girmesi ile çok daha sofistike hale dönüşmüştür.

Manometreye Hazırlık ve Bilgilendirilmiş İzin Formunu İndir

PH metre

by

PH metre nedir?

PH metre hastanın yutma borusunun içine incecik bir kateter yerleştirip, yutma borusunun alt ucuna kaçan asit miktarını 24 saat boyunca sürekli ölçme esasına dayanan bir yöntemdir. Bu sayede elektronik olarak o kişide 24 saat içinde kaç kere asit reflü olduğu ve bunun her seferinde kaç dakika sürdüğü ve en önemlisi hastanın reflü şikayeti olduğu anda bunun gerçekten reflüden kaynaklanıp kaynaklanmadığı net ve kesin olarak ortaya konulur. Yani reflü tanısı matematiksel kriterlere dayandırılmış olur. Bu test sayesinde endoskopide hiçbir reflü bulgusu saptanmayan „non-eroziv reflü“ durumlarının da doğru tanısını koyabilmemiz olasıdır.

phmetre , endoskopi zor mu ? erol bey anlatıyor prof yerdel yorumluyor.

op. dr. deniz algün kendisine reflü tanısı için endoskopi ve phmetre yapılmış olan sn. erol bey’e canlı yayında deneyimlerini soruyor. prof yerdel yeni geliştirdikleri bir yöntemle phmetre’nin de artık hastaya hiçbirşey hissttirilmeden takılabildiğini anlatıyor.

reflü tanısı, gastroskopi, phmetre, kime ameliyat ?

reflü tanısı nasıl konulmalı ? phmetre nedir ? gerçek reflü hastasının önünde ne tip seçenekler vardır? anti-reflü ameliyat hastanın kendi tercihi olmalıdır.

kime reflü hastası diyoruz ?

prof yerdel kime, hangi koşullarda reflü hastası denildiğine işaret ediyor. reflü hastalığının değişik aşamaları olduğuna canlı yayında konuk olan hasta örneğinde işaret ediyor. reflü hastalığı tanısının nasıl konulduğunu anlatıyor.

reflü merkezi olmanın önemi ve reflü tanısı

prof yerdel reflü hastalığı tanı ve tedavi merkezinden bahsediyor. reflü hastalığı tanısının akademik yöntemleri hakkında bilgi veriyor.

PH metre nasıl yapılır ?

Bu işlem genellikle hasta uyutulmadan yapılmaktadır. Çünkü hastanın kateteri yutarken bilinçli biçimde bize yardımcı olması gerekmektedir. Çok sempatik bir işlem olduğu söylenemez ama tamamen acısız ve ağrısız bir yöntem olup kateterin yerleştirilmesi birkaç dakika sürer. Bize sağlayabileceği yararın yanında bunlar önemsiz şeylerdir. Burunu ve genizi lokal anestetik ile uyuşturduktan sonra 1-2 mm kalınlıktaki kateter burundan yutturulur ve burundan çıkan kısmı adeta bir „walkman“ gibi olan elektronik aygıta bağlanır. Daha sonra hastaya çok kısa bir eğitim verilerek kişi 24 saat boyunca evine yollanır. Bu esnada hasta normal yaşamını sürdürür.

Kalp doktorlarının „holter“ cihazına benzetebieceğimiz  PHmetre işlemi aslında reflü için bir holter işlemi gibi düşünülebilir.

Merkezimizde Prof. Yerdel tarafından geliştirilen bir yöntemle, toleransı ileri derecede düşük hastalarda bu girişim de yüzeyel anestezi altında ve hasta hiçbirşey hissetmeksizin yapılabilir hale gelmiştir.

BRAVO kapsül ile „wireless“ (kablosuz) PH metre

Daha yeni olarak da hastanın 24 saat burundan sokulmuş kateterle gezmemesini sağlayan „wireless“ yani kablosuz sistemler hizmete sunulmuş olup, bunlarla hasta açısından kısmen daha rahat PH metre yapılması olanaklı olmuştur.

“Bravo Probe“ olarak bilinen bu araçlarla elde edilen sonuçların tutarlılığı % 10’luk bir hata payı içerdiğinden merkezimizde kullanımı rutin değildir ve sadece özellikle kateter takılmasını kesin kez istemeyen hastalarda kullanılmaktadır.

PH Metreye Hazırlık ve Bilgilendirilmiş İzin Formunu İndir

Her reflü hastasına PH metre yapılır mı?

Yapılmaz. Tipik şikayetleri olan ve endoskopide yutma borusu alt ucunda bariz tahribat gözlenen “eroziv” reflü hastalığında ayrıca PH metre gerekliliği mutlak değildir. PH metre atipik şikayetleri (örneğin geniz ve akciğer şikayetleri) ön planda olup, endoskopide de net olarak reflü durumunu ortaya koyamadığımız (non-eroziv) hastalarda kesin tanı için mutlak gerekliliktir. Bazen de anti-reflü cerrahisinden sonra ameliyat başarısını onaylamada çok işimize yarar.

Diğer önemli bir konu ise kişinin reflü hastası olmasına karşın PH metre’ nin normal sonuç verebileceğinin bilinmesidir.

Bu özellikle iki durum için söz konusudur.

Birincisi “laringofaringeal reflü” durumudur ki bu hastalar daha çok klasik reflü şikayetlerinden değil, geniz ve gırtlak problemlerinden yakınmaktadırlar. Tüm sorun aslında reflü olmasına karşın bu hastalarda standart PH metre normal çıkabilir ve yanıltıcı olabilir. Dolayısı ile bu tip hastalarda doğru tanı için özel bir PH metre (dual probe) yapılması gerekebilir.

İkinci özel duruma ise;  yutma borusu içine doğru reflüye ek olarak, onikiparmak barsağından da mideye doğru alkali özellikteki sıvının geri kaçmakta olduğu hastalarda rastlanır . Bu kişilerde mide içeriği onikiparmak barsağı içeriği ile karıştığından tamponlanarak asit özelliğini yitirir ve yukarıya yutma borusu içine kaçmakta olan sıvı da dolayısı ile asit özellikte olmamaktadır. Ancak safra içeren bu sıvı da yutma borusu için tahriş edicidir. İşte böyle bir kişide PH metre “normal” yani “yalancı negatif”  sonuç vererek yanıltıcı olabilir. Dolayısı ile endoskopide midede safra görülen olgularda standard PH metreye ek olarak “Bilitec” diye bilinen yeni teknolojinin kullanılması ve yutma borusu içine safra kaçağının olup olmadığının anlaşılması önemli yeni bir gelişmedir. Ancak hastanın hazırlanması ile ilgili zorluklar nedeniyle bu teknoloji çok yaygınlaşmamıştır.

Çok daha yeni olarak empedans ölçümleri   PH metreye yeni bir alternatif olarak sunulmuştur. Bilitec teknolojisinin de sıkıntılarından arındırılmış bir yöntem olan empedans ölçümleri non-asit reflünün tanısında bir çığır açabilecek özelliktedir. Merkezimizde de empedans ölçümleri PH metre ile kombine edilerek kullanılmaktadır.

Tecrübeli bir endoskopist ve reflü uzmanı gerekli teknolojilerin varlığında tüm değişik reflü durumlarını çok iyi ayırabilir.

Gastroskopi

by

Gastroskopi tam olarak nedir?

Endoskopi “içeriyi görmek” anlamında latin kökenli bir kelimedir. Fiberoptik teknolojisi , CCD kamera ve  soğuk ışık kaynağının birleştirildiği bir yöntemdir ve neredeyse yarım yüzyıllık bir geçmişi vardır. Kalın barsağı görmek için yapılanı „kolonoskopi“ , üst sindirim sistemini görmek için yapılanı ise „gastroskopi“ olarak bilinir. Reflü tanısında söz konusu olan endoskopi tabiki gastroskopidir. Gastroskopi kabaca; ağızdan yutturulan ince bir hortumla üst sindirim sistemimizin tamamını tüm detayları ile görebilmemizi, en ufak şüpheli durumda biyopsi almamızı, istediğimiz her görüntünün fotoğrafını çekmemizi ve gene rutin olarak tüm işlemi hem de tüm hastalarda video ve  DVD ’ye kaydetmemizi sağlamaktadır. Kimi zaman da bu teknik sayesinde çeşitli müdahaleler de yapmak mümkündür. Yani bazı olgularda tedavi edici özelliği de olan bir yöntemdir. Bazı kanamaları durdurabilmek, iyi huylu tümörleri çıkartabilmek hep olasılık dahilindedir endoskopi sayesinde.

Prof. Yerdel Canlı Yayında Anlatıyor

reflü hastasına genel yaklaşım prof yerdel tv8

reflü hastası ya da reflüsü olduğunu düşünen biri merkezimize ulaştığında nasıl bir yaklaşımda bulunduğumuzu prof yerdel canlı yayında anlatıyor. herşeyden önce ilk olarak tanının doğruluğunun mutlak teyid edildiğinden ve tanının öneminden bahsediyor. tedavi alternatiflerine kısaca değiniliyor.

reflü tanısı prof yerdel lecture cine 5

prof yerdel canlı yayında op dr gökhan özçınar ile reflü hastalığını konuşuyor. reflü tanısı nasıl konulur ? endoskopi nedir ve nasıl yapılır ? phmetre nedir ? bu sorular yanıtlanıyor.

Anestezi altında endoskopi yapılışı

Gastroskopinin hasta için zorlukları var mıdır ?

Endoskopi iki şekilde yapılabilmektedir. Japonya ve A.B.D. dahil birçok gelişmiş ülkede genellikle geniz lokal anestetik bir gargara ile uyuşturularak ve damar içinden sadece hafif bir yatıştırıcı uygulayarak hasta uyutulmadan yapılmaktadır. Dolayısı ile çok çabuk, daha az masraflı ve hastanın işlemden sonra derhal arabasına atlayıp gidebilmesine olanak tanıyan bir yapılış şeklidir bu.  Bu şekilde yani hasta tam uyutulmadan yapıldığında hastanın çok uyumlu ve sakin olması gerekir. Bir de hastanın çok kısa süreli ve oldukça yüzeysel anestezi altında uyutularak yapılış şekli vardır. İşlemin uzun süreceğini bildiğimiz olgularda ya da hasta tahammülünün çeşitli nedenlerle fazla olamayacağını düşündüğümüzde ya da hasta talebine göre hastayı tamamen uyutarak da yapabilmekteyiz endoskopiyi. Gerekli tüm önlemlerin alınıp, bir anestezi uzmanının da varlığını gerektiren bu yapılış şekli bizim merkezimizin de tercih ettiği endoskopi metodudur. Bu yöntem bariz olarak daha masraflıdır ve kısmen uzun sürer ve hasta işlem sonrasında en az birkaç saat araba kullanamaz. Öte yandan endoskopi yapıldığını bile anlamaz hasta ve gerçekten hiçbir şey hissetmez işlem esnasında. Hasta için her iki yöntemin de önemli bir riski yoktur. Japonya mide kanseri açısından neredeyse bir salgının bulunduğu bir ülke olduğundan orada herkese 35 yaş üstünde rutin uygulanmaktadır endoskopi. 120 milyonu aşkın kişinin barındığı Japonya gibi bir ülkede milyonlarca kişiye yapılmaktadır endoskopi ve tabiki yararları risklerinden ölçülemeyecek kadar fazladır.


Merkezimizde Gastroskopi

Ünitemizde endoskopiyi merkezimizin de kurucusu olan Prof. Dr. Mehmet Ali Yerdel yapmaktadır. Kendisi endoskopiyi 1991 -1992 yıllarında Japonya’da öğrenmiştir ve  onbini aşkın olgudan oluşan tecrübesi mevcuttur. Tercihen yüzeyel anestezi altında ve mutlak surette bir anestezi uzmanı varlığında gerçekleştirilen işlem 7-8 dakika sürmektedir. Tüm hastalardan işlem öncesinde bilgilendirilmiş hasta izin formunu (written informed consent) okuyup imzalamaları istenir.

Gastroskopi İçin Bilgilendirilmiş İzin Formunu İndir

Hastalarımız Canlı Yayında Anlatıyor

gastroskopi kolay mı ? hastamız canlı yayında deneyimlerini aktarıyor.

sn. ümit atagün bir inşaat mühendisi. canlı yayında endoskopi ya da gastroskopi deneyimlerini anlatıyor. yapılış şekline göre hasta konforunun ne denli değişebildiğine net biçimde ışık tutuyor. prof yerdel ise endoskopik yöntemler olan gastroskopi ve kolonoskopinin önemine işaret ediyor.

phmetre , endoskopi zor mu ? erol bey anlatıyor prof yerdel yorumluyor

op. dr. deniz algün kendisine reflü tanısı için endoskopi ve phmetre yapılmış olan sn. erol bey’e canlı yayında deneyimlerini soruyor. prof yerdel yeni geliştirdikleri bir yöntemle phmetre’nin de artık hastaya hiçbirşey hissttirilmeden takılabildiğini anlatıyor.

endoskopi zor mu ? ameliyat kararını nasıl verdim ? cem bey anlatıyor.

sn cem sanlı değişik endoskopi deneyimlerini aktarıyor. reflü ameliyatı öncesinde neler yaşadığına değiniyor. ameliyat karar sürecinden bahsediyor.

reflü ameliyatı olan en genç hastamız beş yıl sonra tekrar canlı yayında

sn tuana kurşunoğlu laparoskopik anti-reflü girişim uygulamış olduğumuz en genç hastamız. 11 yaşlarında ameliyat olmuştu ve 5 yıl sonrasında canlı yayında “doktorum”‘da.

Gastroskopi öncesinde özel bir hazırlık dönemi var mı ? Hastanın müshil gibi bir şey alması gerekli mi ?

Sadece en az 6 saatlik bir açlık gerekmektedir ki, mide boş olsun ve gıda artıkları birtakım hastalıkları gizlemesin. Hasta bir gece önce gece 12 ‘ ye kadar yiyip içebilir ve ertesi sabah “oruç gibi” , tam aç olarak gelir. Bunun dışında herhangi bir ilaç kullanması gerekmez. Endoskopi esnasında „helikobakter“ araştırması için minicik biyopsiler yapılacağından hastanın pıhtılaşmayı önleyici ilaç almıyor olması gereklidir. Müshil ve benzeri ilaçların bir gün önceden kullanılması sadece kalın bağırsağı incelemek için kolonoskopi yapacak isek gerekmektedir, üst sindirim sistemi incelemelerinde yani gastroskopide ise gerekli değildir.

Mide şikayetleri olan hastada gastroskopide neler tespit etmek mümkün ?

Özellikle ileri yaşta bir hasta ile karşı karşıya isek ve mide yanması gibi bir şikayeti de varsa, öncelikle aksini ispat edene dek kanser aramak zorundayız! Türkiye’de mide kanseri sıklığı Japonya ile kıyaslanamayacak düzeyde az olmakla birlikte gene de dünya geneline göre çok az değildir. Midede oluşmuş kanser de aynı mide ülseri bulguları ile karşımıza çıkabilmektedir. Yani yanma, ekşime ve hazımsızlık problemleri aslında kısmen ilerlemiş bir mide kanserinin ilk bulguları olabilmektedir. Neticede kanser bölgesi de aynı iyi huylu bir ülserdeki gibi bir yara gibi davranır ve asidin burayı tahrişi de benzer ağrıya yol açabilmektedir. Genel manada çok kötü seyirli olan mide kanserinin yegane tedavi şansı erken tanı olduğundan endoskopinin önemi azımsanamaz. Dolayısı ile hem yutma borusu ve hem de midenin içi endoskopik olarak çok detaylı biçimde incelenir ve rastlanılan herhangi bir şüpheli dokudan mutlaka biyopsi yapılır.

Prof. Yerdel Canlı Yayında Anlatıyor

endoskopi neden çok önemli ? prof yerdel lecture cnn

prof yerdel gastroskopi ve kolonoskopinin önemini anlatıyor. mide ağrısını neden önemsememiz gerektiğinden bahsediyor. ayrıca “tarama” amaçlı kolonoskopinin hayati önemine değiniyor.

kime reflü hastası diyoruz ?

prof yerdel kime, hangi koşullarda reflü hastası denildiğine işaret ediyor. reflü hastalığının değişik aşamaları olduğuna canlı yayında konuk olan hasta örneğinde işaret ediyor. reflü hastalığı tanısının nasıl konulduğunu anlatıyor.

mide ne işe yarar ? ülser, gastrit, reflü

mide ne işe yarar ? neden gastrit ya da ülser oluruz ? reflü nedir ?

gastroskopi, kolonoskopi prof yerdel anlatıyor

prof yerdel endoskopik yöntemlere değiniyor. gastroskopi ve kolonoskopinin önemine, hasta için en konforlu yapılış biçimine ışık tutuyor. hastamız aylin erdem ise kendi endoskopi deneyimini anlatıyor.

Başka neler gözlenebilir endoskopide ?

Yutma borusu tümörleri, yutma borusu varisleri, refü hastalığı, mide fıtığı varlığı son derece net biçimde ortaya konabilir. Mide ülseri veya onikiparmak barsağı ülseri var mı en başta bunun kesin tanısı konulur. Bazen de “non-ülserojen dispepsi” diye bilinen bir gastrit görüntüsü ile karşılaşılır. Kimi zaman bu gastritin nedenine yönelik bazı bulgular saptanır. Örneğin bazı olgularda onikiparmak barsağı içeriğinin geriye doğru midenin içine kaçmakta olduğu saptanabilir ve bu da özel bir gastrit nedenidir (alkalen reflü gastrit). Gene birtakım “leiomiyom” , “polip” gibi iyi huylu mide tümörleri çıkabilir karşımıza. Özellikle polipler, ileride kansere dönüşüm riski taşıdıkları için endoskop yardımı ile çıkarılırlar ve bu durumda endoskopi hem tanı koydurucu ve hem de tedavi edici olur. Nadiren de acaba ülseri mi var diye düşünüp endoskopi yaptığımız genç bir hastada “fitobezoar” ya da “trikobezoar” diye tabir edilen bitki veya kıl yumakları ile karşılaşılabilir. Psikolojik bir bozukluk sonucu oluşagelen bu lif ve kıl yeme hastalıklarında; midede oluşan lif/kıl toplarının da endoskop yardımı ile çıkarılabilmesi mümkündür. Gene endoskopi esnasında gastrit ve ülser dışı hiçbir problem yoksa mutlak surette mideden en az iki adet biyopsi yapılır. Bunun amacı „helikobakter pilori“ olarak bilinen bir bakterinin varlığını araştırmaktır. Hem gastrit ve hem de ülserin en önemli nedenlerinden biri olan bu bakteri uzun dönemde mide kanseri gelişimi ile bile ilişkilidir. Artık ülser tedavisindeki en önemli aşamalardan biri mevcut helikobakterinin ortadan kaldırılmasıdır. Bunu yapmadığınızda çoğu ülser nüks etmektedir. 2005 yılı tıp Nobel’ini bu bakteri ile ilgili çalışmaların sahiplerinin aldığını da vurgulamakta yarar vardır. Gastrit ve ülser etkeni olabilen ve mide kanseri risk faktörleri arasında yer alan helikobakter varlığının reflü hastalığı ile ise hiçbir direk ilgisi yoktur.

 

Gastroskopi sonrasında gerekebilen ikinci aşama reflü testleri nedir ?

PH metre, yutma borusu manometresi,  yutma borusu filimleri ve empedans ölçümleridir. Öncelikle vurgulanması gereken  husus bu testlerin her birinin kendilerine ait incelikleri oluşu ve ancak tecrübeli ellerde işe yarayabileceklerinin ve her hastada herbirinin yapılmasına gerek olmadığının çok iyi bilinmesidir. PH metre esas olarak endoskopide net tanı alamayan „non-eroziv reflü“ durumlarının ortaya çıkarılmasında kesin tanı için şarttır.

Reflü tanısında genel bilgiler

by

TANI YAKLAŞIMI

Gerektiğinde uygulanan ikinci aşama testler:

AYIRICI TANIDA DİKKAT !

Tanıda hastanın şikayetleri çok önemlidir.

Prof. Yerdel Canlı Yayında Anlatıyor

reflü hastalığı anatomisi, mide kapakçığı, mide fıtığı, şikayetler, reflü tanısı

prof yerdel reflü hastalığı oluşum mekanizmasını, ilgili bölgenin anatomisini, mide kapakçığının normal çalışma prensiplerini ve mide fıtığını anlatıyor. mide fıtığının ne şekilde reflü hastalığına yol açtığından bahsediyor. tipik ve atipik reflü şikayetlerinden bahsediyor.

reflü merkezi olmanın önemi ve reflü tanısı

prof yerdel reflü hastalığı tanı ve tedavi merkezinden bahsediyor. reflü hastalığı tanısının akademik yöntemleri hakkında bilgi veriyor.

reflü tanısı, gastroskopi, phmetre, kime ameliyat olmalı?

reflü tanısı nasıl konulmalı ? phmetre nedir ? gerçek reflü hastasının önünde ne tip seçenekler vardır? anti-reflü ameliyat hastanın kendi tercihi olmalıdır.

kime reflü hastası diyoruz?

prof yerdel kime, hangi koşullarda reflü hastası denildiğine işaret ediyor. reflü hastalığının değişik aşamaları olduğuna canlı yayında konuk olan hasta örneğinde işaret ediyor. reflü hastalığı tanısının nasıl konulduğunu anlatıyor.

Ağıza acı su gelmesi ve göğüs kemiğinin arkasında yanma gibi tipik şikayetleri olan hastalarda doğru tanı koyabilmek daha kolay iken; geniz, akciğer problemleri ya da kalp krizini taklit eden ağrı şikayetleri  ön planda olan hastalar tanı açısından kısmen zorlanılabilecek olgulardır. 

Ağıza acı su gelmesi ve göğüs kemiğinin arkasında tipik yanma şikayetleri olan bir hasta eğer asit baskılayıcı ilaçlardan da yarar gördüğünü söylemekte ise sorun büyük olasılıkla reflüdür! Bu tip hastalarda tanı oldukça kolay konulur ve bunlar anti-reflü cerrahiden de en fazla yarar görecek kişilerdir.

Reflü tanısından ilk şüphelenen doktor bir kulak-burun-boğaz (KBB) , göğüs hastalıkları uzmanı ya da bir kardiolog ise  hastayı mutlaka bir reflü merkezine refere etmelidir.

Tanıda gastroskopi altın standarttır.

Prof. Yerdel Canlı Yayında Anlatıyor

endoskopi neden çok önemli ? prof yerdel lecture cnn

prof yerdel gastroskopi ve kolonoskopinin önemini anlatıyor. mide ağrısını neden önemsememiz gerektiğinden bahsediyor. ayrıca “tarama” amaçlı kolonoskopinin hayati önemine değiniyor.

prof yerdel endoskopinin önemini anlatıyor

endoskopi neden önemli ? endoskopiden korkmak neden çok anlamsız ? bu sorulara prof yerdel canlı yayında açıklama getiriyor.

gastroskopi, kolonoskopi prof yerdel anlatıyor

prof yerdel endoskopik yöntemlere değiniyor. gastroskopi ve kolonoskopinin önemine, hasta için en konforlu yapılış biçimine ışık tutuyor. hastamız aylin erdem ise kendi endoskopi deneyimini anlatıyor.

reflü merkezi olmanın önemi ve reflü tanısır

prof yerdel reflü hastalığı tanı ve tedavi merkezinden bahsediyor. reflü hastalığı tanısının akademik yöntemleri hakkında bilgi veriyor.

Sistematik bir hasta hikayesi ve muayenenin ardından kesin tanı için ilk yapılması gereken endoskopidir. Mide ve yutma borusu değerlendirmesi için yapılan endoskopiye gastroskopi denilmektedir.  Reflü hastalığının tanısında gastroskopi halen „altın standart“ dır. Çoğu olguda salt gastroskopi tanı için yeterli olacaktır. Yutma borusu alt ucunda endoskopik olarak çizgisel yırtıklar şeklinde bariz tahribat gözlenmesi (ösefajit-eroziv reflü) reflü için en kesin tanı kriteridir. Ancak şunu da bilmek gerekir ki bazı olgularda endoskopide (gastroskopi) hiçbir reflü bulgusu ve tahriş görülmeyebilir (non-eroziv reflü). Hastanın şikayetlerinin reflüyü düşündürdüğü fakat buna karşın endoskopide net tanı almayan olgularda ise PHmetre , manometre gibi ikinci aşama testler tanı için zorunlu olurlar.

Hastalarımız Canlı Yayında Anlatıyor

phmetre , endoskopi zor mu ? erol bey anlatıyor prof yerdel yorumluyor.

op. dr. deniz algün kendisine reflü tanısı için endoskopi ve phmetre yapılmış olan sn. erol bey’e canlı yayında deneyimlerini soruyor. prof yerdel yeni geliştirdikleri bir yöntemle phmetre’nin de artık hastaya hiçbirşey hissttirilmeden takılabildiğini anlatıyor.

endoskopi zor mu ? ameliyat kararını nasıl verdim ? cem bey anlatıyor.

sn cem sanlı değişik endoskopi deneyimlerini aktarıyor. reflü ameliyatı öncesinde neler yaşadığına değiniyor. ameliyat karar sürecinden bahsediyor.

gastroskopi kolay mı ? hastamız canlı yayında deneyimlerini aktarıyor.

sn. ümit atagün bir inşaat mühendisi. canlı yayında endoskopi ya da gastroskopi deneyimlerini anlatıyor. yapılış şekline göre hasta konforunun ne denli değişebildiğine net biçimde ışık tutuyor. prof yerdel ise endoskopik yöntemler olan gastroskopi ve kolonoskopinin önemine işaret ediyor.

reflü ameliyatı olan en genç hastamız beş yıl sonra tekrar canlı yayında

sn tuana kurşunoğlu laparoskopik anti-reflü girişim uygulamış olduğumuz en genç hastamız. 11 yaşlarında ameliyat olmuştu ve 5 yıl sonrasında canlı yayında “doktorum”‘da.

Gastroskopi ile yutma borusu ve midenin tamamı ve oniki parmak barsağının büyük kısmı ayrıntıları ile görülür. Herhangi bir ülser, gastrit, tümör ve kanser varlığını öncelikle ayırmak gerekmektedir. Endoskopi ile reflü’ nün varlığını ve kimi zaman da nedenini anlamak mümkündür. Örneğin mide kapakçık fonksiyonunu bozarak reflüye yol açabilen „mide fıtığının“ kesin tanısı da endoskopi ile olasıdır. Unutmamak gerekir ki ; reflü hastalığının oluşması için mutlaka mide fıtığı olması gerekmemekte ancak ilaçlara yanıtsız reflü ve buna eşlik eden büyük bir mide fıtığı da varsa bunun cerrahi tedavisi kaçınılmaz olarak gerekmektedir. Gene endoskopi, özellikle yıllardır reflüsü bulunanlarda yutma borusunun alt ucunda artık ciddi tahribat oluşmuş insanlarda parça almamızı sağladığı için de çok gerekli bir yöntemdir. Buradan parça alarak “Barrett” gibi bazı kanser öncesi durumları tespit edebilmek ve gecikmeden anti-reflü cerrahisi uygulayabilmemiz mümkündür. Bunun sonrasında hastanın şikayetleri ve endoskopik bulguların doğrultusunda ikinci aşama reflü testleri yapmak bazen gerekebilmektedir.