• Gastroösefagal reflü hastalığı ya da halk arasındaki yaygın söylenme şekliyle “reflü” ‘nüz mü var ?

  • Reflünüz olduğunu mu düşünmektesiniz ?

  • Bazı doktorlar sizde reflü olduğunu mu söyledi ?

  • Arkadaşınız bence sende reflü var mı diyor ?

  • Reflü ameliyatı mı önerildi ?

O halde doğru yerdesiniz !

Bu sitede reflü hastalığının tam olarak ne olduğu, ne tip şikayetlere yol açtığı ve tanı ve tedavisine ilişkin her türlü detaylı bilgiye ulaşabileceksiniz.

Kendini 10 yılı aşkın süredir reflü hastalığının tanı ve tedavisine adamış Prof. Dr. Mehmet Ali Yerdel tarafından yapılandırılmış olan sitemiz, yeni merkezimizle birlikte hizmete açılmıştır.

Prof. Yerdel Canlı Yayında Anlatıyor

Reflü nedir, neden olur, belirtileri, tanısı

prof yerdel sn gülin yıldırımkaya ile canlı yayında reflü hastalığını konuşuyor. reflü nedir? neden çok konuşuluyor ? neden olur? risk faktörleri var mı? ne tip şikayetlere yol açar? tanısı nasıl konulur?

Reflü tanısı ve tedavisi Prof. Yerdel Sn. Gülin Yıldırımkaya’nın konuğu

prof yerdel sn gülin yıldırımkaya ile canlı yayında reflü hastalığı tanı ve tedavisini konuşuyor. PHmetre nedir, nasıl yapılır, ne zaman gerekir ? reflü tanısı %100 doğrulukla nasıl konulur ?

Reflü tedavisi, gastrit, ülser; Prof. Yerdel Sn. Gülin Yıldırımkaya’nın konuğu

prof yerdel sn gülin yıldırımkaya’nın canlı yayın konuğu. reflü hastalığının tedavi yöntemlerinden ve hangi hastalarda cerrahi tedavinin ön planda düşünülmesi gerektiğinden bahsediyor. ayrıca gastrit, ülser ve helikobakter konularına değiniyor.

Reflü hastasına genel yaklaşım Prof. Yerdel – tv8

reflü hastası ya da reflüsü olduğunu düşünen biri merkezimize ulaştığında nasıl bir yaklaşımda bulunduğumuzu prof yerdel canlı yayında anlatıyor. herşeyden önce ilk olarak tanının doğruluğunun mutlak teyid edildiğinden ve tanının öneminden bahsediyor. tedavi alternatiflerine kısaca değiniliyor.

Öncelikle:

  • Reflü’nün korkulacak bir hastalık olmadığını
  • Kesin tanısının son derece net ve akademik kriterlerle % 100’e varan oranda konulabildiğini
  • Kesin ve kalıcı tedavisinin mümkün olduğunu

belirtmek yerinde olacaktır.

 

www.reflu.net de “surf” etmeye başlamazdan önce Prof. Yerdel’in aşşağıdaki notlarını okumanız şiddetle önerilir

Reflü tanısının doğruluğunun önemi:

Bize reflüsü olduğu söylenmiş ya da reflüsü olduğunu sanarak başvuran hastaların yaklaşık yarısında reflünün “r” sinin bile olmadığını ortaya koymakta ya da kanıtlamaktayız. Tanı laboratuarımızın en çarpıcı görevlerinden biri budur.

Dolayısı ile aslında birçok reflüsü olduğunu sanan kişinin reflüsü yok ve bunların önemli bir bölümü boşu boşuna ilaç kullanmakta ya da gereksiz yere diyet yapmakta. Nadiren de olsa aslında reflüsü olmayan bu tip hastaların reflüleri geçsin diye ameliyat edildiğine bile rastladığımız oluyor. Sonuç tabiki son derece olumsuz oluyor.

Merkezimizin en önemli özelliklerinin başında reflü tanısının % 100 akademik kriterlerle konulması geliyor. Bunun için; ilk olarak sabırla hastalarımızı dinlemekteyiz. Reflü tanısını koyarken hastanın şikayetlerini ayrıntılı biçimde dinlemek ve asit baskılayıcı tedavilere alınan yanıtı çok iyi bilmek gerekiyor.

Tipik reflü hastasında ön-orta göğüs kemiğinin arkasında yanma hissi olur ve bazı hastalar bu durumu “ağzıma acı su geliyor” olarak tanımlar. Bu hastalar asit baskılayıcı ilaçları düzgün biçimde hergün kullandıklarında şikayetlerin neredeyse tamamen ortadan kalktığını, ilaçları keser kesmez ise şikayetlerin aynen geri geldiğini söylerler. Dolayısı ile benim reflüm var ama hiçbir ilaç hiçbir zaman şikayetlerime fayda etmedi diyen birinin reflüsü olması ihtimali son derece düşük.

Şikayetleri detaylı biçimde alındıktan sonra reflüsü olabileceğini düşündüğümüz bir kişide ise doğru tanının mutlak surette akademik kriterlere bağlanması şart.

Bunun için ilk test endoskopi (gastroskopi) yani yutma borusu ve midenin direk olarak görülüp incelenmesi. Tipik reflü şikayetleri olan birinde endoskopide eğer yutma borusu alt ucunda “ösefajit” olarak bilinen çizgisel yırtık ya da yara görüntüleniyorsa tanı % 100 doğru konulmuş oluyor. Nevar ki her reflü hastasında yutma borusu alt ucunda yara yani “ösefajit” olmayabiliyor. Yani salt endoskopi ile % 100 kesin tanı olguların yaklaşık % 60’ında konulabiliyor. Bu olgulara “eroziv” yani erozyon, hasar oluşturmuş reflü hastalığı diyoruz. Endoskopide net tanı alamayan yani yutma borusu alt ucunda herhangi bir yara görmediğimiz ancak halen reflüden şüphelendiğimiz olgularda ise tanıyı kesinleştirmek için devreye bir başka teknoloji giriyor. Buna PH metre denilmekte ve bu yöntem sayesinde yutma borusu alt ucuna doğru hastalık oluşturacak düzeyde asit kaçıp kaçmadığını matematiksel olarak ölçebiliyoruz.  Sonuç olarak; reflü hastalığının doğru tanısını öncelikle ilgili kişiyi dikkatle dinleyerek ve sonrasında endoskopi ve bu da yeterli olmuyorsa PH metre yaparak % 100 tanısal doğrulukla hem de bir gün içinde koyabilmekteyiz.

 

Tanısı kesinleşmiş reflü hastasına yaklaşımımız:

Öncelikle dürüst davranmak en önde gelen özelliğimiz.  Temel yaklaşımımız hastayı reflüsü ile barıştırmak yönünde. Gerçek anlamda reflüsü olan birinin önünde aslında iki seçenek var: Ya ömür boyu ilaç alıp, diyet yapmak ve sosyal yaşamına ait önlemler almak, ya da kesin ve net çözüm arayan biri ise ve yaklaşık 30 – 40 dakikalık bir anestezi almasında sakınca yoksa laparoskopik anti-reflü girişim uygulanması.

Netice itibarı ile yaşamı tehdit eden bir rahatsızlık olmadığı için tüm reflü hastalarının illa da ameliyat olmaları gerekmiyor. Yani hayat kurtarıcı bir ameliyat değil reflü ameliyatı ve aslında yaşam kalitesini arttırmaya yönelik bir girişim.  Dolayısı ile bir “reflü merkezi” olarak; % 100 doğru tanıyı koymuş olduğumuz bir kişi ile karşı karşıya oturduğumuzda öncelikle dürüst biçimde iki tedavi seçeneğini de hastalarımıza sunmaktayız. Reflü hastalarının büyük bölümü ilaç/diyet/önlem üçlemesi ile mi yoksa cerrahi ile mi tedavi olacaklarının kararını aslında tamamen kendileri vermeliler. Diğer bir deyişle tedavi seçeneğini hastanın kendisi belirlemeli ! Tüm reflü hastalarının yaklaşık % 10-15 ‘lik bir kısmında değişik nedenlerden ameliyatın tarafımızca kısmen de olsa “empoze” edildiği oluyor ama genel anlamda ilaç mı , cerrahi mi seçeneği hastaya bırakılmakta.

Önemli olan eğer hasta tam anlamı ile reflüsünü geride bırakmak istiyor yani laparoskopik anti-reflü girişimi tercih ediyorsa bu seçeneği en mükemmel biçimde sunabilmek. Bu da zaten uzmanlık alanımız ve 1500 olguya yakın bir deneyimimiz mevcut. Reflü cerrahisinde deneyimin, risk ve muhtemel yan etkilerin sıfıra yakın olması bağlamında önemi son derece büyük. Yukarıda da bahsetmiş olduğum gibi aslen yaşam kalitesini arttırmaya yönelik bir girişim olduğundan; anti-reflü operasyon sıfıra yakın bir risk ve ihmal edilebilecek düzeyde yan etkiyle yapılabilmeli. Bunun da ancak ve ancak deneyimle mümkün olduğu artık bir “text book” yani ders kitabı bilgisi. Hem gastroentrologların ve hem cerrahların “text book” larında yer alan bir bilgiden söz ediyoruz.

İşte bu konuda özellikle ülkemizde büyük bir sıkıntı var. Çünkü:

  1. Anti-reflü cerrahisi uygulamaya yetkin ve lisanslı olmayan dahiliye hekimleri reflü hastalığında ilaç ve diyet seçeneğinin aslında tedavi edici olmadığını, sadece şikayetleri engellediğini ve ömür boyu uygulanmaları gerektiğini hastalara söylemeyebiliyorlar.
  2. Ayrıca uzun süreli asit baskılayıcı tedavivinin bilimsel olarak kanıtlanmış yan etkilerinin olabildiğinden de hastalara bahsedilmeyebiliyor.
  3. Dahası reflünün tek net ve kalıcı tedavisinin laparoskopik anti-reflü girişim olduğu da hastalara söylenmeyebiliyor.
  4. Daha da önemlisi; büyük bölümü terk edilmiş olan ve bilimsel olarak hiçbir yararı olduğu da kanıtlanmamış  ve aslında tamamen deneysel nitelikteki birtakım endoskopik yöntemlerin hastalara halen teklif edilmesi ve hatta uygulanması da bize ciddi üzüntü vermekte.
  5. Biraz da çuvaldızı kendimize yani cerrahlara batırırsak bu konuda da birtakım ciddi problemlerin yaşanabildiğine şahit olmaktayız. Reflü tanısını kesin almamış bazı hastaların kimi zaman ticari , kimi zamansa bilimsel olgunluğa ulaşmamış cerrahların “ego” problemi nedeniyle ameliyat edildikleri malesef bir gerçek. Gerçek anlamda reflü cerrahisi deneyimi de çoğunlukla olmuyor bu cerrahların. Bu tarz yaklaşımlar son derece kötü sonuçlar ve ciddi hasta memnuniyetsizliği ile sonuçlanıyor ve reflü cerrahisinin prestijine çok ciddi darbe vuruyor.

Reflüsü olanlara öneriler:

Reflü hastalarının herşeyden önce gerek cerrahi ve gerekse ilaç/diyet/önlem’le de olsa tamamen rahata kavuşmalarının mümkün olduğunu bilmeleri gerekir. Zamanımızda  kesin tanı konulması son derece kolay. Mutlaka bu konuda uzman ve deneyimli hekimlere başvurmaları lazım. Tanı çok önemli çünkü işin sonunda ya ömür boyu ilaç almak ya da ameliyat olmak var.

Ameliyat olacak hastaların da bu en net çözümü uygulatacakları cerrahi ekibin deneyimini mutlaka sorgulamalarını öneririm. Arada bir bu ameliyatı yapan ve ciddi deneyimi olmayan cerrahlar hem hastalar ve hem de reflü cerrahisinin başarı ve prestiji açısından ciddi tehlike arz ediyorlar. Bazen cerrahi ego, bazense ticari yaklaşımlar yanlış kişilerin yanlış cerrahlar tarafından ameliyat edilmesiyle sonuçlanabiliyor. Netice itibarı ile temel anlamda fonksiyonel bir sonuç yani “hastanın ağzına acı su gelmemesi”  ve daha konforlu yaşamak için yapılan bir girişim olduğundan ciddi komplikasyon ya da açık ameliyata dönme gibi risklerin “sıfır” ya da “sıfır” ‘ a yakın olması gerekir. Öte yandan da uzun dönem başarının yani reflüsüzlüğün de  sağlanabilmesi şart. Terazinin bu iki kefesindeki denge yani minimal risk ve yüksek oranda başarı ancak ve ancak deneyimli ellerde mümkün. Bu son söylediğim cümle bir “ders kitabı” bilgisi aslında. Kendi deneyimimizi gözden geçirdiğimizde bile ilk 500 olgumuzda elde edilen sonuçlar ile ikinci 500 olgumuzu karşılaştırdığımızda arada deneyimli dönem lehine ciddi fark olduğunu görüyoruz. Özellikle yan etkiler çok azaldı ve ameliyat süremiz neredeyse 20 dakikaya düştü. Yani 500. olgudan sonra bile öğrendiklerimiz oldu. Bu bağlamda deneyimin önemini azımsamam olanaksız.

Sitemizde elimizden geldiğince basit bir anlatımla reflü hastalığının tanı ve tedavisi ile ilgili olarak tüm detayları bilgileri A dan Z’ye vermeye çalıştık. Ayrıca yukarıda maddeler halinde özetlediğim problemlere de yeri geldiğinde değindik. Şimdiden iyi “surf” ‘ler diliyoruz.