Tarihçe ve genel bilgiler

Reflü Cerrahisi TarihçesiReflü Cerrahisi Hakkında Genel Bilgiler

Prof. Yerdel Canlı Yayında Anlatıyor

reflü ameliyatı, tarihçe, teknik, yeni gelişmeler

op. dr. deniz algün prof yerdel ile canlı yayında. reflü ameliyatı nasıl yapılır ? laparoskopinin yararaları nelerdir ? deneyim neden önemli ? yeni gelişmeler nelerdir ? ameliyatın yan etkileri nasıl azaltılır ? prof yerdel yanıtlıyor.

reflü tedavisinin temel prensipleri

prof yerdel reflü tedavisinin temel prensiplerini anlatıyor. öncelikle tanının mutlak surette kesin konulmasının önemini vurguluyor. bunun sonrasında merkezindeki yaklaşımın hastayı reflüsü ile barıştırmak olduğunu vurguluyor.

reflü ameliyatı gençlere mi uygun?

op. dr. onur kulaksızoğlu soruyor: genç reflü hastaları operasyon açısından daha net bir hedef kitle midir ? prof yerdel yanıtlıyor.

reflü ameliyatı olmak hastanın seçimi olmalı

prof yerdel anti-reflü girişim kararının aslında hastanın seçimi olması gerektiğini vurguluyor. ayrıca hangi hastalarda ameliyatın “empoze” edilmesi gerektiğini anlatıyor. barrett durumundan bahsediyor.

reflü tanısı kesinleşen hastayı bekleyen seçenekler

prof yerdel reflü tanısı akademik kriterlerle konulduktan sonra hastaları bekleyen seçeneklerden bahsediyor. anti-reflü girişimlerin tarihçesine değiniyor.

Tüm reflü hastaları  ameliyat edilmeli midir ?

Bu sorunun cevabı kuşkusuz hayırdır!

İlaçlarla tedavi bölümünde de anlattığımız gibi reflü hastalığının birincil tedavisi hastaya bazı önlemler ve diyet sunmak ve bunların yetersiz olduğu olgularda ise ilaç tedavisi ile yardımcı olmaktır. Belli sosyal yaşam kurallarına uymak ,özel bir diyet yapmak ve artan dozda ilaçlara karşın artık tam rahatlayamayan ya da bunları ömür boyu uygulamak istemeyen  bir hasta ile karşı karşıya isek; ve hastanın çeşitli nedenlerle ameliyat olmasına mani bir durum yoksa; işte bu durumda anti-reflü cerrahisi bir seçenek olarak mutlaka önerilmelidir. Laparoskopik anti-reflü girişim kararı aslında hasta ve doktorun birlikte vermeleri gereken bir karardır.

Prof. Yerdel Canlı Yayında Anlatıyor

reflü cerrahisinde deneyim neden hayati önemde ?

prof yerdel canlı yayında op. dr. deniz algün’ün sorularını yanıtlıyor. anti-reflü girişimlerde tecrübesi olmayan hekimlerin hastaları yanlış yönlendirilebildiklerine işaret ediliyor. prof yerdel reflü cerrahisinin tarihçesine ve bu konudaki deneyimin önemine değiniyor.

reflü tedavisinde ilaç mı cerrahi mi ? ilaç yan etkileri ve deneysel tedaviler

prof yerdel canlı yayında reflü tedavisinin felsefesini ve cerrahi ya da ilaç/diyet tedavilerinin artı ve eksilerini aktarıyor. ilaçların yan etkilerinden ve ömür boyu alınmalarının bir şart olduğundan bahsediyor.

reflü hastasına genel yaklaşım prof yerdel tv8

reflü hastası ya da reflüsü olduğunu düşünen biri merkezimize ulaştığında nasıl bir yaklaşımda bulunduğumuzu prof yerdel canlı yayında anlatıyor. herşeyden önce ilk olarak tanının doğruluğunun mutlak teyid edildiğinden ve tanının öneminden bahsediyor.

reflü tedavisi prof yerdel lecture cine 5

prof yerdel canlı yayında op dr gökhan özçınar ile reflü hastalığını konuşuyor. reflü tedavisinden ve kime cerrahi önerilmesi gerektiğinden bahsediyor. reflü ilaçlarından ve yan etkilerinden söz ediyor.

Reflü uzmanı doktorun temel görevleri:

1- Tanının mutlak doğru konulması,

2- İlgili hastanın cerrahi tedaviden mutlak surette yarar görüp görmeyeceğinin belirlenmesi  ve,

3-  Kesin çözüm isteyen bir hasta ile karşı karşıya ise laparoskopik anti-reflü girişimi en üst kalite ve en az riskle uygulamasıdır.

Hayat kurtarıcı ve yaşamı uzatıcı değil, yaşam kalitesini yükseltici bir girişim olduğundan ameliyat olup olmamak konusunda tanısı net olarak konulmuş bulunan reflü hastası aslında kararı kendisi vermeli ve ameliyat hiçbir şekilde sadece cerrah tarafından empoze edilmemelidir. Bazı aşırı reflüsü bulunan ve artık ilaçlardan görülen faydanın azaldığı veya Barrett gibi reflü komplikasyonları gelişmiş hastalarda ise hastaları kısmen de olsa cerrahiye ikna edici bir tavır sergilemek ise reflü spesialistlerine düşecektir.

Reflü hastalığında ameliyat hangi koşullarda gerekir ?

  • İlaç , diyet ve önlemlere karşın şikayetlerin kontrol altına alınamaması
  • Beklenen yaşam süresi uzun, genel sağlık durumu çok iyi  ve reflüsü kanıtlanmış bir hastanın ömür boyu ilaç ve önlem almayı ve diyet yapmayı istememesi
  • Erken evre Barrett  durumu

Prof. Yerdel Canlı Yayında Anlatıyor

acı su ve yemekler ağzıma geri geliyor ne yapmalıyım ? kime ameliyat ?

canlı yayına bağlanan bir hanımefendi soruyor: acı su ve yemekler ağzıma geri geliyor ne yapmalıyım ? sn prof dr cem kalaycı ve prof yerdel yanıtlıyor. prof yerdel hangi reflü hastalarının ameliyat olabileceğine ışık tutuyor.

reflü ameliyatı olmada öncelikli gurup nedir ?

hangi reflü hastasında ameliyat çözümü uygundur ? ameliyat çoğu olguda hastanın kendi seçimi olmalıdır. ameliyat çözümünün hastaya empoze edilmesi gereken durumlar var mıdır ? prof yerdel canlı yayında anlatıyor.

reflü’de tedavi seçenekleri. Barrett geçer mi ?

reflü tanısı kesin kriterlerle konulduktan sonra hastaları bekleyen iki seçenek var. ya ömür boyu ilaç-diyet ve önlemler, ya da ; laparoskopik anti-reflü cerrahi. bu iki seçenek arasında kararın nasıl verilmesi gerektiğini prof yerdel canlı yayında anlatıyor.

reflü ameliyatına kim aday ?

kimler en ideal reflü cerrahisi adayı ? kimler bu tedavi şekline başvurmalı ? çoğu olguda ameliyat kararını hastanın kendisi vermeli. prof yerdel canlı yayında yorumluyor.

 

Bir reflü hastasında ilaçların kısmen bile olsa hastayı rahatlatıyor olduğunu bilmemiz aslında ameliyatın  başarılı olacağının da en önemli göstergelerindendir.

İlacımı aldığım zaman süperim, kesince bir iki gün içinde hemen acı sular geliyor diyen genç bir hasta anti-reflü cerrahiden en fazla yarar görecek kişidir!!!

Hasta şeçimi nasıl olmalıdır ?

Çok kısa anlatımla; şikayetlerin nedeninin „reflü“ olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış ve genel sağlık durumu iyi olan 7’den 70’e tüm hastalar aslında anti-reflü girişim adayıdırlar.

Öte yandan, 70’ li yaşlarında kalp ve akciğer problemleri olan bir reflü hastasında durum ne denli ciddi ve eskiye dayanır olursa olsun ameliyattan tabiki kaçınmamız gerekir. Bunun tam tersine  30, 40 ve hatta 50’ li yaşlardaki bir uzun süreli reflü hastasında, eğer ilaçlardan tam yarar da sağlanamıyorsa ameliyat kararı vermekte gecikilmemelidir. Yani hastalar genç oldukları oranda daha fazla ameliyat adayıdırlar. Bunun nedeni genç yaş guruplarında ameliyat riskinin son derece düşük olup, beklenen yaşama süresinin ise tam tersine çok uzun oluşudur. Dolayısı ile genç yaşlarından itibaren ömür boyu ilaç almanın ve çeşitli sosyal hayatı kısıtlayıcı önlemler uygulamanın yerine, soruna en radikal çözüm olan cerrahi tedavinin uygulanması daha uygun olabilecektir. Erken ve zamanında yapılan bir anti-reflü ameliyatı ileri dönük olarak da ; Barrett , darlık ve hatta yutma borusu alt ucu kanseri riskini bile ciddi oranda azaltabilecektir. Aynı yararlanım laringofaringeal reflüsü bulunan hastalar için de doğrudur ve bunlarda da uygun anti-reflü cerrahi girişim ile birçok gırtlak hastalığı ve hatta ameliyatı önceden engellenebilecektir.

Anti-reflü girişim uygulamış olduğumuz ilk 1000 olgumuzda elde ettiğimiz sonuçların hastaların değişik yaş guruplarına göre değerlendirilmesini 2011 yılında Turkish Journal of Geriatrics’de yayınladık. Merkezimizde; genel anestezi almasında sakınca olabilecek ileri derecede yaşlı, ya da kalp, akciğer ya da diğer organ sistemlerinde problem bulunan hastalara tabiki cerrahi tedavi bir alternatif olarak sunulmamaktadır. Ancak aşağıda özeti bulunan bu çalışmamızda; 60 yaş üstündeki „fit“ reflü hastalarının da hiçbir komplikasyon riski artmadan ameliyat edilebildiklerini göstermiş bulunmaktayız. Bu çalışmamızın  tam texti “yayınlar“ da bulunabilir.

Hastalarımız Canlı Yayında Anlatıyor

reflü tedavisinde ilaç yerine cerrahiyi tercih etmiş bir eczacı

Çağrı bey bir eczacı. Aynı zamanda bir ilaç firmasında çalışıyor. 10 Yıldır ise reflü hastası idi ve sürekli ilaç kullanmak durumundaydı. Bilinçli bir eczacı olarak ömür boyu ilaç almak yerine ameliyatı seçti.

reflü için cerrahi seçeneği gene tercih eder misiniz hastamız yanıtlıyor

Sn Salih Zeki Acar net ve kalıcı biçimde reflü hastalığından kurtulmak istiyordu. Canlı yayında ameliyat sonrasında deneyimini aktarıyor.

reflü ameliyatı kararını nasıl vermeli

Sn Zehra Koyuncu neredeyse 15 yıllık reflü hastası idi. İlaçlara mahkum bir hayat sürmek zorunda idi ve ömür boyu alması gereken ilaçların maddi yükünden bile sıkıntı duymaktaydı. Sonunda kesin çözümü tercih etti.

reflü ameliyatı kararını nasıl verdim bir hastamız canlı yayında

Sn Tolga Balcı hem tipik ve hem de atipik reflü şikayetleri bulunan bir beyefendi idi. Tanısı kesinleştirildikten sonra ameliyat çözümüne kendisi karar verdi. Ameliyattan bir yıl sonra yaşadıklarını canlı yayında anlatıyor.

Ameliyat önerilecek en ideal hasta; endoskopide ösefajiti (yutma borusu alt ucunda bariz tahribat) bulunan ya da PH metrede asit reflünün kanıtlandığı, genç ve ciddi cerrahi risk taşımayan, henüz yutma borusu hareketliliği bozulmamış (manometre de bu saptanır), yutma borusu kısa olmayan (yutma borusu filimleri ile anlaşılır) ve ameliyat olmaya da motive olmuş kişidir. İlaç tedavileri ile tam rahatlayamayan ya da sürekli ilaç kullanmak istemeyen bir hastaya ameliyat seçeneğini sunmamak sadece basit bir hata değil; etik dışı bir yaklaşımdır.

Hastalarımız Canlı Yayında Anlatıyor

neden reflü ameliyatı oldum ? sn doğan akçura anlatıyor.

sn doğan akçura’nın neredeyse kendini bildi bileli reflüsü vardı. yıllar boyu kullanmamış olduğu mide ilacı kalmamıştı. en sonunda ameliyatı ve kesin çözümü tercih etti. hayatında nelerin değiştiğini anlatıyor.

reflü ve mide fıtığı ameliyatı sonrası. ümit bey’in anlatımıyla.

reflü ameliyatı sonrası canlı yayında hastamız ümit bey deneyimlerini aktarıyor. prof yerdel’in yorumlarıyla. Doğru hastanın ameliyat edilmesi ne demek ? Doğru tanının ve artmış deneyimin önemi nedir ? prof yerdel anlatıyor.

reflü ameliyatı sonrası zor mu ? neler hangi hızda değişmekte ?

sn aylin erdem canlı yayında reflü ameliyatı sürecini değerlendiriyor.

reflü ameliyatı olan en sempatik hastalarımızdan biri canlı yayında

sn şeyda liman reflü hastalığı ve tedavisi ile ilgili geçirdiği süreçleri canlı yayında paylaşıyor.

reflü ameliyatından 15 saat sonra canlı yayında

sn ayfer kutsal reflü ameliyatı olduktan henüz 24 saat bile geçmeden canlı yayında ameliyat sonrası erken dönemin anlaşılmasına katkıda bulunuyor. kendisine teşekkür ediyoruz.

Zira uzun süreli reflü sonucunda bir kısım hastalarda yutma borusu kısalığı, yutma borusu hareketlilik kaybı, yutma borusu alt ucunda darlık, ileri derecede büyük mide fıtığı ya da dev paraösefagal herniler ve hatta ileri evre Barrett  gelişebilir ki işte bu durumlarda o hastanın laparoskopik ameliyat şansı da kalmayabilir. (bkz: Reflü komplikasyonlarıBarett ve kanser)

Anti-reflü cerrahisi nedir ?

Antireflü girişim; ilk olarak Dr. Rudolf Nissen tarafından tanımlanmış ve  50 senelik uzun dönem sonuçları bilinen bir cerrahi yöntemdir. İşin  güzel yanı bu eski ameliyat önemli değişiklikler de içeren haliyle artık karnı boyluboyunca kesmeden yani „laparoskopik“ olarak yapılabilmektedir. İlk olarak 1991 yılında yapılmış olan laparoskopik anti-reflü cerrahisi reflü hastalığının tedavisinde bir çığır açmıştır (Bakınız: Tarihçe). Bununla ilgili çarpıcı iki örnek verirsek;

 

  • A.B.D.’ de 20 yıl öncesinde yılda yaklaşık 3000  reflü ameliyatı yapılmakta iken bu rakam zamanımızda yılda 50 000 lerin üzerine çıkmıştır ve artık açık ameliyatlar tarihdeki yerlerini almış ve terk edilmişlerdir.
  • Gene önemle belirtilmesi gereken ikinci husus; A.B.D. deki sigorta şirketlerinin bu gelişim karşısında edindikleri tutumdur. Amerikan sigorta şirketleri laparoskopik girişim yaygınlaştıktan sonra ilaç tedavisinden beklenen sonucun alınmadığı genç hastalarda ilaç maliyetini ödememekte ancak ameliyatı ödemektedirler. Bunun nedeni en kesin ve dolayısı ile en kalıcı ve ucuz çözümün cerrahi olmasıdır. Zira A.B.D. de reflü tedavisi için ilaç maliyeti kullanılan ilaçlara göre aylık 100 – 500 dolar arasında değişmektedir.

 

Zamanımıza dek yüzbinlerce olguda yapılmış olan laparoskopik anti-reflü cerrahisi birkaç aşamayı içerir. Bunlar; mide fıtığı varsa bunun onarımı ve bunu takiben de kişinin kendi dokularını kullanarak bileşke bölgesine bir hokka mekanizması yapmaktır. Girişim yüksek teknoloji kullanmak kaydı ile, son derece sofistike bir teknikle, karnı beş veya altı noktadan delmek sureti ile yaptığımız bir ameliyattır. Ameliyat sonrasında dakikalar içinde reflü sıfırlanır. Çünkü yapılan iş yukarı doğru kaçmaya yol açan bozuk mekanik faktörlerin tamamının giderilmesidir. Nasıl mürekkep hokkasını ters çevirdiğimizde mürekkep dökülmüyorsa bu ameliyatı olduktan sonra da mideden yukarı doğru kaçak olması imkansız hale gelmektedir. Önemli bir husus ; bu oranda bir başarıyı ancak hastayı nisbeten erken dönemde ameliyat edebilmiş  ve hokka mekanizması  gerginliksiz (floppy) yapabilmiş isek bekleyebilmekte olduğumuzun bilinmesidir.

Prof. Yerdel Canlı Yayında Anlatıyor

reflü ameliyatında tam olarak neler yapılıyor ?

prof yerdel laparoskopik anti-reflü girişilerde tam olarak neler yapıldığını anlatıyor. ameliyat sonuçları ve yeni gelişmeler hakkında bilgi veriyor.

reflü cerrahisinde deneyim neden hayati önemde ?

prof yerdel canlı yayında op. dr. deniz algün’ün sorularını yanıtlıyor. anti-reflü girişimlerde tecrübesi olmayan hekimlerin hastaları yanlış yönlendirilebildiklerine işaret ediliyor. prof yerdel reflü cerrahisinin tarihçesine ve bu konudaki deneyimin önemine değiniyor.

reflü tedavisi prof yerdel doktorum da – 2

prof yerdel reflü tedavisi genel prensiplerini anlatıyor.

reflü tedavisi prof yerdel doktorum da – 3

prof yerdel reflü tedavisi genel prensiplerini anlatıyor.

Ameliyata Hazırlık Formunu İndir

Anti reflü girişim bilgilendirilmiş hasta izin formları:

Anti-reflü Nissen Ameliyatı İzin formunu İndir

Anti-reflü Toupet ameliyatı izin formunu İndir

Paraösofagal mide fıtığı ameliyatı izin formunu İndir

Ameliyat

Laparoskopik anti-reflü cerrahisi genel anestezi altında uygulanır. Diğer laparoskopik karın ameliyatlarındaki gibi (örn: safra kesesi, morbid obezite, akalazya, apandisit) karın CO2 gazı ile şişirildikten sonra belli noktalardan kanüller yerleştirilir. Genellikle  6 kanül yerleştirilir. Bunların ikisi 5 mm ve gerisi 10 mmlik deliklerden sokulur. Ameliyat öncesinde saptanan ; mide fıtığı varlığı ve yutma borusu hareketlilik ve kısalık durumuna göre; öncelikle mide fıtığı ortadan kaldırıldıktan sonra; ya tam ya da kısmi hokka mekanizması yapılır. Mide fıtığının ortadan kaldırılması için yukarı (göğüs içine) doğru kaymış olan yutma borusu mide bileşkesi aşağı doğru çekilip diaframdaki genişlemiş olan delik tek tek dikişlerle daraltılıp normal anatomi yeniden oluşturulur. Fıtığın ve dolayısı ile diaframdaki deliğin çok büyük olduğu ve basit dikişlerle onarımın imkansız ya da çok gergin olacağı düşünülen olgularda sentetik greftler kullanılarak fıtık tamiri desteklenebilir. Bu amaçla V, U ya da O şeklinde kesilmiş polipropilen greftler kullanılmaktadır.

Prof. Yerdel Ameliyathaneden Aktarıyor

emel aktan’la yaşam reçetesi bölüm 1/3 reflü cerrahisi

İstanbul Cerrahi Hastanesi Prof.Dr. Mehmet Ali Yerdel laparoskopik reflü ameliyatı reflü cerrahisi ameliyathane
reflü hastalığı ve tedavisi midede ekşime yanma helico bacter pilori

emel aktan’la yaşam reçetesi bölüm 2/3 reflü cerrahisi

İstanbul Cerrahi Hastanesi Prof.Dr. Mehmet Ali Yerdel laparoskopik reflü ameliyatı reflü cerrahisi ameliyathane
reflü hastalığı ve tedavisi midede ekşime yanma helico bacter pilori

emel aktan’la yaşam reçetesi bölüm 3/3 reflü cerrahisi

İstanbul Cerrahi Hastanesi Prof.Dr. Mehmet Ali Yerdel laparoskopik reflü ameliyatı reflü cerrahisi ameliyathane
reflü hastalığı ve tedavisi midede ekşime yanma helico bacter pilori

Zamanımızda ameliyat sonrası reflü nüksünü engellemek için bu greft kullanımları merkezimizde neredeyse bir rutin haline gelmiştir. Prof. Yerdel’in ameliyat tekniğinin ve cerrahi yaklaşımının akademik ve bilimsel detayları bir text book’ da (cerrahi ders kitabı) bölüm olarak yayınlanmıştır. Bu akademik bilgilere ulaşmak isteyen hekim okurlar ilgili kitap bölümüne “yayınlar“ dan ulaşabilirler.

Nissen ameliyatı

Tam hokka mekanizması yapılması  Nissen Fundoplikasyon ameliyatı olarak bilinir ve yutma borusu hareketliliğinin ameliyat öncesi tetkiklerde korunmuş olduğunu bildiğimiz olgularda bu yöntem tercih edilebilir.

Toupet ameliyatı

Yarım hokka onarımı ise ki bu da Toupet Fundoplikasyon ameliyatıdır; yutma borusu hareketliliğinin ciddi biçimde azalmış olduğu olgularda tercih edilmektedir. Ancak son yıllarda gerek yan etkilerinin sıfıra yakın oluşu ve gerekse uzun süreli reflü kontrolünde kanıtlanan başarısı nedenleri ile hem dünyada ve hem de merkezimizde en fazla uygulanan laparoskopik anti-reflü girişim Toupet ameliyatı olmuştur. Önceden de bahsettiğimiz gibi; bu konu ile ilgili olarak çağdaş dünya literatüründeki en geniş serinin merkezimiz tarafından A.B.D.’de yayınlanmış olması ise gurur vericidir. İlgili yazının Türkçe özeti ve tam texti “yayınlar” da bulunabilir.

Çok nadiren’de Dor ameliyatı olarak bilinen anterior fundoplikasyon yöntemi kullanılır.

 

Dolayısı ile tek tip bir anti-reflü ameliyatı yoktur ve hastanın özelliklerine ve ameliyat öncesi test sonuçlarına göre cerrah en uygun yöntemi dinamik bir sentez süzgecinden geçirerek uygulamalıdır. Ameliyat 30-40 dakika civarı sürer ve  kapalı ameliyatın açığa dönme olasılığının sıfıra yakın ve cerrahi minör komplikasyon oranın da % 1 den az olması gerekir.

 

Merkezimizin 1200 olguluk serisinde henüz hiçbir olguda açığa dönülmemiş ve hiçbir ciddi komplikasyon ve kalıcı sekel olmamıştır.  Yayınlar bölümünde görüleceği gibi tüm sonuçlarımız aşama aşama tebliğ edilmiş ve yayınlanmıştır.

Kime ameliyat olalım?

Kendisine laparoskopik anti-reflü girişim önerilmiş hastaların ilgili merkez ve cerrahın deneyimini mutlak surette sorgulamaları gerekir. Anti-reflü cerrahide sıfır açığa dönme ve çok düşük (sıfıra yakın) komplikasyon oranları ve buna ek olarak da çok yüksek başarı ile reflünün ortadan kaldırılması vazgeçilmez üç ön şarttır. İlgili ameliyat yaşam kalitesini arttırmaya yönelik bir girişim olup hayat kurtarma amacını içermediğinden bu üç ön şart hastanın en temel beklentisi ve hakkı olmalıdır. Bu şartlar ise sadece ve sadece deneyimle yerine getirilebilirler ve bununla ilgili de sayısız bilimsel yayın mevcuttur. Anti-reflü cerrahi girişimlerde ustalaşmak herşeyden önce ciddi standart laparoskopik cerrahi  deneyimi ve buna ek olarak da ileri laparoskopik eğitim (advanced laparoscopic training) gerektirir. Standart laparoskopik girişimlerde (laparoskopik safra kesesi ya da apandisit ameliyatı gibi) deneyim sahibi bir cerrahın laparoskopik anti-reflü girişimlerde öğrenme sürecini geçmesi  30-40 olguyu deneyimli bir cerrahın denetiminde ameliyat etmiş olmasını gerektirir. Girişimin yapıldığı merkez ya da hastanenin de en az 50 olguya ev sahipliği yapmış olması düşük komplikasyon oranları için yayınlanmış bir ön koşuldur. Son yıllarda; ilk 20-30 olguluk öğrenme sürecinden sonra da, hatta ilk birkaç yüz olgudan sonra bile artan deneyimin sonuçlara çok olumlu olarak yansıdığı defalarca bildirilmiştir.

Konuyla ilgili literatür

Watson ve arkadaşları

Annals of Surgery 224:1996

Laparoskopik anti reflü girişimlerde gerçek bir öğrenme süreci olduğunu vurgulayan bu makalede konuya yeni ilgi duyanların ilk 20 olguda bir eksper eşliğinde ameliyat yapmaları gerekliliğini ve ancak bu sayede komplikasyonların engellenebildiğini ortaya koyan bir makale.

Champault ve arkadaşları

Surg Laparosc End Per Techniques 9:1999

Öğrenme sürecinin olumsuz etkisini bilimsel verilerle ortaya koyan bir makale

Luostarinen ve arkadaşları

Scand J Gastroenterol 2:1999

Anti reflü cerrahinin yanlızca konuya özelleşmiş ve kendini bu konuya adamış ekipler tarafından yapılması gerekliliğini gene bilimsel verilerle ortaya koyan bir çalışma

Salminen ve arkadaşları

Surg Endosc 21:2007

Anti reflü cerrahide ileri derecede tecrübeli olmanın ameliyat süresini kısalttığını, komplikasyon oranlarını azalttığını ve açık ameliyata dönme olasılığını azalttığını ortaya koyan bir makale. Öğrenme süreci sonrasında bile deneyimsiz cerrahların mutlak surette eksperler tarafından bir süre süpervize edilmeleri gerekliliği vurgulanıyor

Gill ve arkadaşları

J Gastrointest Surg 11:2007

Anti reflü cerrahi sonrası başarı ve komplikasyon oranlarındaki iyiye gitmenin sadece öğrenme sürecinin tamamlanması ile değil ilk 400 olgu boyunca sürebildiğini kanıtlayan bir çalışma

Kazuto ve arkadaşları

Surg Endosc 24:2010

Deneyimsiz ellerde anti reflü cerrahinin daha problemli seyrettiği ile ilgili bilimsel veriler sunan bir makale

Broeders ve arkadaşları

Arch Surg 146:2011

İlk 30 olgudan sonra ameliyat süresi, komplikasyonlar, hastanede kalış süresi ve tekrar girişim gerekliliğinin anlamlı oranda azaldığını ortaya koyan bir çalışma

 

Bu amaçla hastalar şu sorulara tatminkar cevap almalıdır:

1.    Ameliyat yapılacak hastane ya da merkezdeki aylık olgu sayısı nedir ?

Bu rakam 10 civarı olmalıdır. Anti-reflü ameliyatların tek tük ya da arasıra yapıldığı merkez ve cerrahlar hastalar için en büyük tehlikedir !

2.    Cerrah öğrenme sürecinde midir ?

Cerrah kesinlikle öğrenme sürecinde olmamalıdır . Ameliyatı yapacak cerrah hem laparoskopik ve hem de açık cerrahi alanlarında ciddi deneyim sahibi olmalı ve laparoskopik anti-reflü girişimler açısından ise öğrenme sürecini mutlaka tamamlamış olmalıdır. Tercihan en az 40 laparoskopik anti-reflü girişimi konunun bir eksperi denetiminde  tamamlamış bir cerrah bu konuda yetkin olma aşamasına gelmiş demektir.

3.    İlgili merkezin sonuçları nasıldır ?

Ameliyat olunacak merkez ve cerrahın laparoskopik anti-reflü cerrahi ile ilgili elde etmiş olduğu sonuçların mutlak surette bilinmesi ve bunların ya kongrelerde ya da hakemli yayın organlarında rapor edilmiş olması gerekmektedir. İdeal bir merkez sonuçlarını belli aralıklara yayınlamak zorundadır. Açığa dönme oranının sıfıra yakın olup, kalıcı ciddi komplikasyon da hiç olmamış ve yayınlanmış bir  hasta serisi,  5 yıllık takipte reflü kontrolü oranı da % 90’ ların üstünde ise bu hastalar için güven telkin edicidir.

4.    Ekip tanı laboratuvarı, endoskopi ve girişimsel radyoloji açısından da deneyimli midir ?

Anti-reflü ameliyatlardan sonra çok nadiren de olsa ortaya çıkabilecek problemler kimi zaman acil ve kimi zaman da planlanmış endoskopik ve radyolojik girişimler gerektirebilmektedir. Bu sadece 24 saat hizmet verebilen deneyimli endoskopist ve radyoloji ekibi varlığı gerektirmektedir.

Prof. Yerdel Canlı Yayında Anlatıyor

reflü hastalığı tanı ve tedavi merkezimizin özellikleri

Bir merkez olmanın önemi neden azımsanamaz ? prof yerdel anlatıyor.

reflü merkezi olmanın önemi ve reflü tanısı

prof yerdel reflü hastalığı tanı ve tedavi merkezinden bahsediyor. reflü hastalığı tanısının akademik yöntemleri hakkında bilgi veriyor.

reflü ameliyatı ve deneyimin önemi prof yerdel tv8

prof yerdel neden reflü hastalıkları ile ilgili bir merkez kurduğunu anlatıyor. reflü cerrahisinin “kişiye özgü” biçimde yapılması gerekliliğini yani her hastanın farklı bir girişime ihtiyaç duyabileceğini belirtiyor.

reflü merkezi prof yerdel lecture cine 5 -1

prof yerdel canlı yayında op dr gökhan özçınar ile reflü hastalığını konuşuyor. neden bir merkez kurmaya gerek duyduğunu ve merkez olmanın önemini anlatıyor.

reflü merkezi nedir ? prof yerdel

prof yerdel neden reflü merkezi olmak önemlidir sorusunu irdeliyor.

Laparoskopik anti-reflü ameliyatı sonrası

Hastalarımız Canlı Yayında

Ameliyat sonrası ağrı „ büyük kesi“ olmadığından minimaldir. Altı adet milimetrik delikden kaynaklanan ağrı basit ağrı kesicilerle rahatlıkla kontrol edilir ve 6-8 saat içinde tamamı ile geçer. Tüm laparoskopik ameliyatlardan (örneğin laparoskopik safra kesesi ameliyatı) sonra olduğu gibi hastanın birkaç gün omuz ağrısı olabilir . Omuz ağrısının nedeni karnın girişim esnasında CO2 gazı ile şişirilmiş olması ve bunun diaframlara yaptığı basıdır. Basit ağrı kesicilerle rahatlıkla giderilen bu ağrı da ameliyattan bir gün kadar sonra kendiliğinden kaybolur.

Ameliyat sonrasında  hasta ameliyatın yapılış saatine göre aynı gün ya da bir gün sonra taburcu olur ve bir hafta kadar sonra da iş ve gücünün başına dönebilir. Bizim deneyimimizde hastalarımızın % 80’ e yakını 4-5 gün sonra işlerinin başına dönebilmektedirler.

Kesi olmadığı için estetik sonuç  mükemmeldir ve  milimetrik delik izleri dışında birşey kalmaz. Bu izler 5 ve 10 mm’lik çizikler şeklindedir ve ameliyattan 6 ay kadar sonra neredeyse hiç görülmezler. Eğer hastada „keloid“ diye tanımladığımız, yaraların aşırı iyileşmesi problemi varsa bu izler az da olsa görünür halde kalabilirler.

Ameliyattan bir gün sonra

Ameliyattan  6 ay sonra

En önemlisi; artık hastanın reflüsü için hiçbir ilaç almasına gerek olmayacaktır. Reflü tamamen ortadan kalktığı için ağıza acı su gelmesi, göğüs arkasındaki yanma hissi, sık ses kısıklıkları gibi tüm belirtiler süresiz biçimde ve hem de hiç ilaç almadan ve ameliyat sonrasında derhal tamamen ortadan kalkar. Reflüye bağlı geniz ve akciğer problemlerinde iyileşme oluşması ise biraz zaman alabilir. Bunun nedeni yıllardır süregelmekte olan reflüye bağlı geniz ve akciğerlerde oluşmuş olan hasarın tamamının bir anda ortadan kalkamamasıdır. Mideden yukarı kaçak ve yutma borusu tahrişi ortadan kaldırıldığı için çok uzun dönemde yutma borusu kanseri riski de azaltılmış olur. Barrett’ si bulunan hastalarda Barrett’nin daha ileri evrelere geçişi büyük ölçüde önlenir ve hatta yıllar içinde % 30-40 olasılıkla Barrett’ nin tamamen ortadan kalkması beklenir.

Hastalar ameliyat akşamı ve bunun sonrasında bir iki gün boyunca sadece sulu gıdalarla beslenirler ve birkaç gün içinde yumuşak ve 4-5 günde normal katı gıdalara geçilir.

Ameliyat tercihinde Toupet prosedürünü (yarım sargı ameliyatı) daha sık kullanır olduğumuzdan beri; eskiden geçici de olsa gözlenebilen yutma sıkıntıları, geğirme ve kusma zorluğu gibi yan etkilere artık hemen hemen hiç rastlanılmamaktadır.

Ameliyat sonrası hastanede yapılacakları indir

Ameliyat sonrası evde yapılacakları indir

Hastalarımız Canlı Yayında Anlatıyor

reflü ameliyatı sonrası

sn nimet güvenç reflü ameliyatı olmus biri olarak deneyimlerini aktarıyor.

reflü ameliyatı sonrası

sn nimet güvenç reflü ameliyatı olmus biri olarak deneyimlerini aktarıyor.

reflü ameliyatından bir yıl sonra

sn gönül tekin reflü ve safra kesesi ameliyatlarını aynı seansda olduktan bir yıl sonra yaşadıklarını anlatıyor.

reflü ve mide fıtığı ameliyatından bir yıl sonra

sn rıza karasu reflü ameliyatından bir yıl sonra nelerin değiştiğini anlatıyor.

reflü ameliyatından dört yıl sonra doktorum da

sn ahmet görsev reflü ameliyatı olduktan dört yıl sonra canlı yayında “doktorum” da.

Hastalarımız Canlı Yayında Anlatıyor

reflü, mide fıtığı ve safra kesesi ameliyatı olan hastamız

sn hakan sungur 10 yılı aşkın süredir reflüsü bulunan biriydi. aynı zamanda safra kesesi taşla dolu idi ve şikayetlere yol açıyordu. aynı anda her iki probleminden de kalıcı olarak kurtulma yolunu seçti.

reflü ameliyatı sonrası neler değişmiş ?

sn sedat tezcan hem tipik hem de atipik reflü şikayetleri bulunan ve hikayesi eskilere dayanan dört dörtlük bir ciddi reflü hastası idi. tabi ki reflü ameliyatı olana dek. ameliyattan iki yıl sonra canlı yayında anlatıyor.

barrett ve reflü ameliyatı sonrası

sn senol toplu reflü ameliyatı geçirmiş olan bir hastamız. canlı yayında deneyimlerini aktarıyor. prof yerdel barrett hastalığının önemini ve tedavisindeki gelişmeleri değerlendiriyor.

reflü ameliyatı sonrası 10. gün yurt dışına çıkmış hastamız -1

sn ahmet ekrem ergez hayatından reflü derdi çıktıktan 15 ay sonra canlı yayında nelerin değiştiğini anlatıyor. ameliyat sonrası erken döneme özellikle değiniyor.

reflü ameliyatı sonrası 10. gün yurt dışına çıkmış hastamız -2

sn ahmet ekrem ergez hayatından reflü derdi çıktıktan 15 ay sonra canlı yayında nelerin değiştiğini anlatıyor. ameliyat sonrası erken döneme özellikle değiniyor.

Hastalarımız Canlı Yayında Anlatıyor

reflü ameliyatı sonrası neler değişiyor ? hastamız anlatıyor 1

sn kemal gökçe yaklaşık yedi yıldır reflü hastası idi. yıllardır ilaçlarla ve diyetle üstesinden gelmeye çalıştığı reflü hastalığını tamamen bitirme kararı aldı ve kendisine laparoskopik anti-reflü girişim uygulandı. ameliyat sonrasında nelerin değiştiğini canlı yayında anlatıyor.

reflü ameliyatı sonrası neler değişiyor ? hastamız anlatıyor 2

sn kemal gökçe yaklaşık yedi yıldır reflü hastası idi. yıllardır ilaçlarla ve diyetle üstesinden gelmeye çalıştığı reflü hastalığını tamamen bitirme kararı aldı ve kendisine laparoskopik anti-reflü girişim uygulandı.

reflü ameliyatından 3 yıl sonra barrett’li hastamız canlı yayında

adnan bey yıllarca uğraştığı reflü hastalığından en sonunda net ve kalıcı biçimde kurtuldu. anti-reflü girişim, barrett hastalığı ve yaşadıklarından bahsediyor.

reflü ameliyatı sonrasında neler değişti ? erol bey’den dinleyelim.

laparoskopik anti-reflü girişim geçirdikten sonra hayatında nelerin değiştiğini canlı yayında sn. erol bey anlatıyor. doğru hasta seçimi ve başarı ile uygulanan bir anti-reflü ameliyatın ne denli yüz güldürücü olabildiğinin adeta “canlı” bir kanıtı erol bey.

Laparoskopik anti-reflü ameliyatı sonrası olası yan etkiler

Öncelikle yukarıda da bahsedildiği gibi; aşşağıda özetlenen tüm yan etkilerin esas olarak tam sargı (tam hokka) yani Nissen ameliyatına özgü olduğunu ve yarım sargı (yarım hokka) ameliyatı olan Toupet prosedüründen sonra hemen hiç gözlenmediklerini tekrar vurgulamakta yarar vardır. Reflü kontrolü açısından Toupet’ de aynı oranda etkin olduğundan, komplikasyonlarının da çok minimal olması nedeniyle artık birçok anti reflü eksperleri Toupet ameliyatını tercih etmektedirler. Merkezimizin de yaklaşımı benzerdir ve konu ile ilgili A.B.D. ’ de yayınladığımız makale “yayınlar“ da bulunabilir.

Tam sargı uygulanan yani Nissen anti-reflü ameliyatı; adeta laçkalaşmış ve gevşemiş bir bölgeyi yeniden yapılandırdığı için  ameliyat sonrasında hastaların yaklaşık % 5 – 10 unda özellikle katı gıdalara karşı geçici bir yutma güçlüğü oluşabilir. Bunun nedeni yıllardır gevşemiş bir mide kapakçığına karşı çalışmakta olan yutma borusunun bu süreçte kas kuvvetini ve dolayısı ile lokmaları itme gücünü kısmen de olsa kaybetmiş olmasındandır. Nissen ameliyatı ile mide kapakçık fonksiyonu bir anda sıkı ve çepeçevre bir biçimde yerine geldiğinden bu sıkılığa yıllardır „atıl“ biçimde duran yutma borusunun tekrar alışması için bir süre geçmesi gerekmektedir. Diğer bir anlatımla nasıl çalışmayan kaslar güçlerini kaybedip, incelirlerse benzer durum uzun süreli reflü hastalarında da olmaktadır.  İyi haber ; ameliyat sonrasında yutma borusu kas fonksiyonu ve itici gücünün süratle yeniden kazanılacağının bilinmesidir. Tam sargı yani Nissen ameliyatı sonrasında katı gıdalara karşı yutma sıkıntısı oluştuğunda bu durum ortalama 1.5 ay içinde ve en geç 3-5 ay içinde kendiliğinden kaybolur. Kalıcı yutma güçlüğü olasılığı ise deneyimli ellerde % 1’ i geçmemelidir.  Bu durumun sıklığı ameliyat öncesi tetkikler detaylı biçimde yapılmamış ise ya da girişimi yapan cerrah deneyimsiz ise artmaktadır. Gene iyi haber bu çok nadir problemin de çeşitli çözümleri olduğunun bilinmesidir. Tüm Nissen ameliyatı olacak hastalara ameliyat sonrasında yutma problemleri yaşayabilecekleri ve ameliyat sonrası erken dönemde sulu gıdalardan yumuşak gıdalara ve bunun sonrasında da yavaş yavaş katı gıdalara geçebilecekleri net bir şekilde izah edilmelidir. Gene tüm hastalara ameliyat sonrası ilk iki ay içinde 5 kg civarı kaybedebilecekleri anlatılmalıdır. Kilo kaybı eğer istenmiyorsa engellenebilen bir durumdur.

Ameliyat sonrası gözlenebilen bir istenmeyen diğer yan etki bu kişilerin yaklaşık % 10’ unun ameliyat sonrasında biraz daha gazlı hale gelebileceklerinin bilinmesidir. „Bloating“ denilen bu durum da sıklıkla zaman içinde makul düzeye gelmektedir.

Nadiren de (%1) bu ameliyat sonrasında gene ilaçlarla tedavi edilebilen diyare durumları gözlenebilir.

Hastaların % 1-2 sinde ise geçici hıçkırık durumları gözlenebilir.

Toupet ameliyatı sonrası ise tüm bu yan etkiler ya hiç olmaz ya da çok minimaldirler. Reflü kontrolü açısından da çok başarılı olduğundan zamanımızda Toupet ameliyatı en çok uyguladığımız anti-reflü girişim haline gelmiştir.

Ameliyatın riski var mı ?

Kuşkusuz en yanlış cevap hiçbir riski yok demektir. Tıpta her müdehale hatta damardan kan almanın bile bir riski vardır. Herşeyden önce genel anestezi altında yapılan bir ameliyattır. Dolayısı ile 70’ li yaşlarında, kalp hastası ya da akciğer problemi olan bir reflü hastasında her türlü cerrahi girişim riskli olacağından ameliyat önerilmez. Ancak sağlıklı bir erişkine bu ameliyatın riski bir safra kesesi, apandisit ya da fıtık ameliyatındakinden farklı değildir. Bu da bir İstanbullu’ nun trafik kazasından başına birşey gelmesi riski gibi bir durumdur. Sonuç olarak kar zarar oranına baktığımızda ameliyattan sağlanacak faydanın yanında ihmal edebileceğimiz bir risk söz konusudur.

Yaklaşık 1200 olguluk serimizde hiçbir olguda açık ameliyata dönülmemiş, hiçbir kalıcı ciddi komplikasyon ya da hayati problem oluşmamıştır. Dahası; gerek ileri kilolu olan (“bkz: yayınlar“) ve gerekse 60 yaşın üstündeki „fit“ hastaların da ; risksiz biçimde ameliyat edilebildiklerini göstermiş bulunmaktayız (“bkz: yayınlar“)

Anti-reflü cerrahisinin başarı oranı

Çok gecikilmemiş olgularda ve en önemlisi doğru tanı konularak ameliyat öncesi tüm gereken testlerin profesyonelce yapıldığı merkezlerde uzun dönemde % 95 leri aşan oranda başarı beklenmelidir. Ortalama her 10 hastadan 9 unu ameliyat sonrası tüm yaşamlarında  yeni bir hayat beklemektedir.  Burada başarıdan kastedilen ; kişinin süresiz biçimde ilaç bağımsız hale gelmesi ve herhangi bir önlem ya da diyet uygulaması yapmaksızın reflüsüz biçimde hayatını rahat biçimde sürdürmesidir.

1200 olguluk serimizin başarı oranı ortalama 4 yıllık takipte % 98’i aşkındır. Diğer bir deyişle yaklaşık 1200 olgumuzun sadece 22 sinde kanıtlanmış reflü nüksü oluşagelmiştir. İlk 1000 olguda elde etmiş olduğumuz sonuçlara “yayınlar“  bölümünden ulaşılabilir